Şirazlı Sadi’nin insanı nasıl tarif ettiğini not ettim defterime: “Yek katre-i hunest ve hezar endişe”, yani “Bir damla kan ve bin endişe.” İşte unutmayı başaramayan insanın trajedisi bu sözlerde gizliydi. Ömrünü endişeyle tamamlamaya ve sürekli acı çekmeye mahkum olan bir zavallı ruh.
Çünkü aşk fizikseldi, kimyasal değil. Peygamberlere “Tanrının Sevgilisi” diyorlardı ama kadınlar onları Tanrı’dan değil, diğer kadınlarlardan kıskanıyorlardı. Demek ki, peygamber olmak bile aşk konusunda temel bir farklılık yaratmıyordu.