Bir boşluğun içinde kaybolup gitmiş gibiyim. Bir boşluğun içinde yönelebileceğim kaçıp kurtulabileceğim yolum bile kalmamış gibi. Bir boşluğun ta kendisi olmuş gibiyim. Öyle boş öyle amaçsızca öyle savrulup gitmişim bir yerlere, ne yerin ismi var ne benim. Kim olduğumu, nerede olduğumu biliyor ama tanımlayamıyorum.
İncecik ellerin, hayatın tutsağı bir varlığa uzanır. Uzun koridorlar, ve mazgal delikleri, ardına kadar açık, kapalı pencereler, yerde mezar soğuğu, yarım kalmış ülkelere yolculuklara çıkmayı istercesine, özlemek sevmeyi.