... Biz hangi milletteniz, deyince her kafadan bir ses çıktı: Biz Türk değil miyiz? Deyince de hemen: Estağfurullah! Dediler. ... Bu cevabı verenlere göre, Türk demek Kızılbaş demekti. Kızılbaşlığın ise ne olduğu bilinmiyordu... Yahut da Kızılbaş oldukları halde böyle görünüyorlardı. Anadolu'da vaktiyle binlerce, on binlerce insan Kızılbaş oldukları için öldürülmüşlerdi. Gerçi bu öldürülenler hakiki saf Türk aşiretler halkı, Oğuz Türkleri' ydiler. Demek ki korku hala yaşıyordu...
(...) yetmezse: Yüzyıllardan beri soyulan, sömürülen, yalnız mal, can vergisi için aranan şu bitmiş, şu bilinmeyen, Anadolu'ya karşı, çeşmeleri gürül gürül akan İstanbul'un işlediği günahların borcunu ödüyoruz.(...)Köyler görürsünüz ki, insanlar yerin altında yaşar. (...) Çocuklar, kadınlar, erkekler etrafınızı alırlar. Onlara baktığınız zaman, henüz yeni olan elbisenizden, parçalanmamış ayakkabılarınızdan, hatta yüzünüzün taze, sıhhatli renginden utanırsınız. (...) Peki ama, dersiniz, biz bin yıl önce girdiğimiz şu Anadolu topraklarında ne verdik?
Mademki (...) milletler kendi benliğine dönüyordu. (...) Türk olan kütle için bir milli benlik duygusu lazımdı.
(...) Kendimize Türk diyemezdik, bir kavmin diğerlerine tahakkümünü hatırlatır, diye düşünülüyordu. Halbuki bu imparatorlukta yaşayan diğer ırklar, kendi milletlerinin adıyla anılırdı. (...) Biz ırkımızı da bilmez, inkar ederdik. Adı lazım olunca kendimize sadece 'Osmanlı' der, geçerdik. (...) Reddedilen Türk adına, kimsenin sahip çıkmaması için her tedbir alınmıştı. Umumi kanaate göre Türk, kaba, görgüsüz ve kabiliyetsiz bir varlıktı.