Cennet altun

Cennet altun
@Cennetaltun
5/10
·140 syf.··
2025 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2025 19:38
Zülfü Livanelinin okuduğum 4. Kitabı (huzursuzluk, serenad, kardeşimin hikayesi) huzursuzluk kitabına da bayılmamıştım ancak diğer iki kitabını konu ve anlatım bakımından çok beğenmiştim. Bu kitabın huzursuzluğun da altında kaldığını düşünüyorum. Evet yazar genel olarak toplumsal sorunlara değiniyor, burda da göçmen sorununa değinmiş ancak çok alelade bir öykü olmuş çok havada kalmış. Roman kategorisine girecek bir yapı olmadığını düşünüyorum. Spoiler içerebilir. Hikaye Muğla Bodrumda balıkçılıkla geçinen kendi halinde olan Mustafa, eşi mesude ve denizde bir kaza sonunca kaybettikleri oğulları Deniz etrafında geçiyor. Kayıp Mustafa’nın Deniz’i bir geziye çıkardığında havanın kötülemesiyle gerçekleşiyor, bundan sonra Mustafa da mesude de içlerine kapanıyorlar. Ardından bir gün Mustafa yine denizde açılmışken bir kadın ve bir erkek cesedine rastlıyor bunları bir şekilde kıyıya götürmeye çalışırken bir de küçük kutu gibi bir şeyin içinde bir bebek olduğunu görüyor onu da ceset zannediyor. Sonradan bebeğin ölmediğini anlıyor, cesetleri teslim ederken çocuğu teknesinin içinde saklıyor. Evet bu çocuğu Mesude ve Mustafa yeni deniz olarak adlandırırlar. Göçmenlerin olduğunu anladıkları bu çocuğun annesi yaşamaktadır ve hastanede ilk uyandiginda bu çocuğu sorgular bu yüzden savcı da bu çocuğu arar. Mustafa verdiği ifadede iki ceset bulduğunu söylese de savcı onu tekrar ifade vermeye çağırır ancak Mustafa yine aynı şeyleri söyler. Ancak bu durum Mesude’nin hiç içine sinmez ve annesinin yaşadığını öğrendiği çocuğu alıp hastanede annesinin yanına götürür ve verir. (Mesude sağlık sebepli tekrar çocuk sahibi olamayacaktır) bunu duyan Mustafa Mesude’ye çocuğu verdiği için kızar ve ağır sözler ederek kavga ederler ve Mesude evi terk eder Mustafa da cezaevine girer. Kısa bir süre
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·510 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2025 13:29
Kitabı çok beğendim yazarın dili gerçekten akıcı, ancak Hasan sabbah hakkında biraz araştırma yapmış bir insan kurgu olduğunu hemen anlayabilir. Ama bu kurgular rahatsız etmedi aksine kitabı daha okunabilir hale getirmiş öyküleştirmiştir. Kitaba ibni tahir (avni) ve halime adlı kişilerle, birisi alamutun kadınlar tarafına birisi de erkekler tarafına giden iki karakterle birlikte giriyorsunuz. Bu yüzden de en başından nasıl bir eğitime maruz kalındığı, ne gibi şeyler öğretildiği, hangi safsatalarla beyinlerinin yıkandığını anlamış oluyorsunuz. Kitapta eşcinsel ilişkilere de yer verilmiş kadınlar tarafında bunun da gerçekliği tartışılır ama kesinlikle rahatsız etmedi hatta gerçekten olmasına imkan verdiğim bir olay çünkü kadınlar oraya gelmeden önce de sarayda ya da bir efendinin yanında tamamen bir esir hayatı yaşıyormuş. Bundan dolayı birbirlerine maruz kalan insanların bir süre sonra bu gibi yönelimleri olması doğal diye düşünüyor kurguysa da akla yatkın bir kurgu olduğunu düşünüyorum. Hasan sabbah gerçekten dehasına hayran olduğum birisidir. Cennet tasvirine uyacak bir bahçe inşaa ediyor ve burada yetistirdigi fedaileri haşhaş içerikli haplarla uyutarak bu bahçeye gönderiyor ve buranın cennet olduğuna inandırıyor. Burda bahsedilen “cennet” tasviri konusunda da tartışmalar var, bu tasvirin marco polo tarafından ortaya atıldığı iddialar arasında. Öyle ya da böyle birçok insanı bir şekilde kandırmayı başarmış bir kişilik. Fedailer öldükten sonra o büyülü cennete gideceklerini düşündükleri için gözü kapalı ölüme yürüyorlar. Bu da dini inançları kullanarak büyük bir toplumu nasıl alt ettiğini bize gösteriyor. Ve hiç azımsanmayacak olan Nizamülmülk Melikşah gibi önemli devlet adamlarının çok kolay bir şekilde ölümüne sebep oluyor. Ayrıca kendi oğlunu da burada çıkardığı
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250bin okunma