Profesyonel bir inceleme değildir. Sadece kitabın bende uyandırdığı hisleri yazmak istedim.
Yer altı dünyası...
İlk bölümü sindire sindire okumam gerekli hissiyatı ile derin anlamları görmeye çalışırken gerçekliğin yüzleştirmesi ile bol bol karşılaştım.Bu yüzden okumakta biraz zorlandım.Her kelimesiyle beni düşünmeye zorluyordu adeta.Kendimizle baş başa kaldığımızda aklımıza üşüşen çoğu düşünceleri kitapta da karşımda görünce kaçmak istiyor insan.Bu düşünce denizinde boğulmanın korkunçluğu ve yalnızlığı, karşınızda vücut buluyor çünkü.
İnsanın iç dünyasını; yalnızlığını,bencilliğini,gururunu,kibrini gözler önüne sermesi ve defalarca sorgulatması açısından beğendiğim ve hala üstüne düşünmeye devam edeceğim bir kitap oldu.
İkinci kısımda tasvir edilen olaylar 1.kısmın aklımıza yatmasına ve akıcı şekilde kitabı okumamıza olanak sağlıyor. Elimizde itici güç olarak gerçekliğin acılığı ve umarsızlığı kalıyor.
İnsan yapıcıdır, yeni yollar açmayı sever, bu su götürmez bir gerçektir. Fakat neden acaba bir yandan da yıkmaya, her şeyi kaos haline getirmeye bayılır?