Peyami Safa'nın eserlerinden okuduğum ilk kitabıdır. Bende uyandırdığı düşüncelerden bahsetmek isterim.
Kitap çok kalın olmamakla birlikte, daha açmadan ne kadar duygu yüklü olduğunu uzaktan hissettiriyordu .Sindire sindire, yavaş yavaş okumalıyım düşüncesindeydim. Genellikle hızlı okuyup, gelişen olayları hemen öğrenmek isterim, sabredemem. Bu konuda daha yavaş olmamı ve sindirerek, duyguları hissederek okumamı sağlamıştır.
Kitabın içeriğini herkes yazmıştır, şu kısımdan bahsedebiliriz. Peyami Safa'nın da dediği gibi acıyı, hastalığı yaşamadan ondan bahsetmek biraz zor ve aldatıcı olabilir. Empati duygumuzu ne kadar da geliştirsek, acıyı bizzat yaşayanlar kadar hissedemeyiz. Eserde aktarılan duyguları ve betimlemeleri o kadar içimde hissettim ki bazı yerlerde okumaya devam bile edemedim. Ara verip o acıyı içimde yaşamaya devam ettim.
Acıyı yaşayan karakterin(baş karakterin) bir isminin olmaması da etkiledi beni sanki kendini sadece acıdan var etmişte onun dışında bir karakteri oluşmamış gibi, hastalıktan kurtulmak isterken bir yandan da alıştığı bu düzen bitmesin de istiyor. Annesi ile ya da başka kimse ile de son ana kadar hastalığın ciddiyetini paylaşmayarak her şeyi tek başına göğüslemek istiyor.