Tabi acıyı bir kere tadınca bir daha sobanın yanına bile yaklaşmadı ama yandı işte bir kere. Hâlâ izi duruyor elinde. sonra Pelin’in yüzüne bakıp yalvarır gibi fısıldadı. “Ah be kızım bari sen yapma. İlle de yanmak mı lazım?”
Aşk neden ille de teslimiyet, ille de birini kendinden vazgeçecek kadar istemek olmalıydı? Aşk değildi bu, olsa olsa hastalıktı. Hem de üç beş günlük bir virüsten değil, çoğu zaman çocukluktan gelen bir hastalık. Güzin ispat edemezdi ama bu teşhisden emindi.