Hep böyle mi olur? Gece olduğunda yıldızların güzelliği hep kendisine çekmiştir beni. Bugün bir farklılar sanki, varlar ama gidip geliyorlar hep. Çok fazla parladıkları için arada bir kayboluyorlardı işte. Bazı güzellikler de buna benzer. Örneğin bir insan sizin hayatınızdadır, hatta artık hayatınızın merkezine oturtmuşsunuzdur onu. Yemek yersiniz haberi olur, tuvalete gidersiniz haberi olur, aynı şekilde sizin de ondan manyak gibi haberiniz olur. Bir bütün olursunuz, daha doğrusu olduğunuzu sanırsınız. Ama işler öyle gitmez. Birine ne kadar yakınlaşırsanız aranızdaki duygusal bağlar da o kadar çabuk kopar. Tıpkı aşırı parlayan yıldızların yavaş yavaş yok olması gibi, hep öyle olur, diye demedim boşuna.
Aranızdaki duygusal bağlar kopar derken kastettiğim yakınlaşmanın ne olduğunu anlamış olmalısınız. Yani somut olan bir yakınlaşmadan bahsediyorum. Birine gün içinde yaptıklarınızı dümdüz anlatıyorsanız orada bir bağ olmasını bekleyemezsiniz. Ama en basitinden yediğiniz bir yemeği anlatırken o anki duygu durumunuzu da işin içine katıyor, birine duygularınızdan bahsediyorsanız işte o zaman yıldızlar en parlak haline gelir ve hiç sönmez. Ha tabii bunun karşılığını alıyorsanız sizinki gerçek bir kalp birliğidir, aşktır. Size fazla gelen duygu yoğunluğunu karşı taraf üstlenmekten gocunmuyorsa seviliyorsunuz demektir. Bu arada, lütfen karşı taraftan beklediğiniz hâl ve hareketleri kendiniz de sergileyin ki bencil olmamış olun. Hatta bazen fedakarlık yapın, bırakın bazeni de çoğu zaman yapın. Bir kez de aşk kazansın, ne gelir elden?