İnsanların karşısına geçip şöyle yalvarmayı düşündüm: "Pardon, aranızdan birinin omzuna yaslanabilir miyim? Ya da şöyle biraz kıvrılıp dizlerine uzansam da olur. Yemin ederim, çıt çıkarmam. Tek söz etmeden, öylece uzanabilir ve aylarca uyuyabilirim." Ah! Ne çok ihtiyacım vardı sevilmeye, şöyle sıkı bir sarılmaya.
"Dayanamayıp ufak bir öpücük kondurdum dudağına. Geçmişine koymak istediğim bir nokta gibi, ufak bir öpücük. 'Sana tutulabilir miyim?' dedim ona. 'Dünyanın sonundayız ve bizi sadece aşk kurtarabilir bu düşüşten!' Sonra sıkıca sarıldım Gece'ye. Sımsıkı."
"Istıraptan belin büküldüğünde, dünyanın üzerine ebedi bir gece çöksün istediğinde, yağmurun ardından ışıldayan yeşilliği düşün, düşün bir çocuğun uykudan uyanışını."
Kim bilir, belki de Semerkant'ta bu gece bir tek seven kadın ve bir tek âşık erkek vardır. Niye sen, niye ben mi diyeceksin? Çünkü Allah nasıl ki bazı çiçekleri ağılı yaratmışsa, bizi de âşık yaratmış da ondan.
"Her bir insanın hikâyesi, bizi kendi başımızdan geçen olaylar kadar ilgilendirirdi. Yeter ki kendi gerçekliği içinde kavransın. Her hikâye, sonuçta insan varoluşunun bir hikâyesi değil miydi? Ve akıp giden hayatın?"