Lm

8/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2020 30. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2020 22:25
Roman kahramanın ağzından, öznel bir anlatımla aktarılmış. Sade, anlaşılır bir dili var. Bu yüzden bir çırpıda okunabiliyor. Kolay okunmasına karşın, insanda yarattığı hisler ise karmakarışık... Kahramanımız Meursault, davranışları ve hisleriyle beni çok şaşırtan ve kendimi sorgulamama sebep olan bir karakterdi. Açık sözlülüğü o kadar naif ve doğal ki, söylediği şeyler kırıcı bile olsa insanda kırılma hissi uyandırmıyor. Zaten ona göre hiçbir şey büyütülecek kadar önemli değil. Hiçbir duyguyu tam olarak hissedemiyor sanki, korktuğunu söylerken bile ne kadar soğukkanlı olduğunu görmek yada kitabın hiç bir bölümünde kendini tam anlamıyla mutlu hissettiğini görememek aslında bütün olayları çok fazla abartığımız ve duygularımızın yaşamı ne kadar zorlaştırdığını farkettim. Yabancı olduğunu derinlerinde hissediyor. Bu umursamazlığının ardında aslında baştan yenilgiyi kabullenmişliği yatıyor bence. Bu yüzden kendi penceresinin sınırlarında yaşıyor hayatı sadece. -Spoiler- Annesinin ölümüne karşı olan tepkisizliği çoğunluğun aksine beni çok rahatsız etmedi. "İnsan ki madem ölecektir, bunun nasıl ve ne zaman olacağının önemi yoktur" sözleriyle hayatın, bu düzenin, toplumun saçma olduğunu ve ölümü kolayca kabullenmiş. Beni en çok şaşırtan kısım Raymond ile beraber plaja geri döndüklerinde ve arap'la karşılaştıklarında aralarında geçen diyalog. Raymond "indireyim mi herifi?" diye sorduğunda, "Sana bir şey söylemedi ki. Böyle durup dururken ateş etmen kötü olur" diyecek kadar naif düşünebilen bir adamın, kendisini hiç ilgilendirmeyen bu durum için bir saniye olsun kaçmayı düşünmeden adamı direk vurması oldu. Hayatın boş olduğunu düşünen ve hiçbir şeyi ciddiye almayan bir adamın daha sonrasında mahkeme salonunda kendine haksızlık
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma