Yaptığım hesaplara göre; güneşe yürüyerek gitmek, bu arsayı satın almaktan daha kolaydı. Sabah oldu, ben hâlâ hesabın içinden çıkamadım. Üç bin yıl yaşasam bile olmuyor. Bu sefer hesabı değiştirdim. Ayda kazandığım beşyüz liraya hiç dokunmasam, hepsini biriktirsem... Ne olur? Hesap kitap, tam 666 yıl daha yaşamam, çalışmam gerekiyor. Bu hesap da olmadı. Üst üste iki uyku hapı daha aldım, yatağa uzandım. Aklım fikrim arsada olduğu için gözüme uyku girmiyor ki... Tekrar kalktım. Günde 16 saat yerine 24 saat çalışıp aylık kazancımı bin liraya çıkarsam, bunun da bir kuruşuna dokunmadan biriktirsem. Efendime söyliyeyim, bu arsayı almak için, bu tarihten sonra 333 yıl daha yaşamam gerekli...
Ayda beşyüz... Dişimi sıksam sıksam, ne biriktirebilirim? Hiç bişey biriktiremem ya.. Neyse... Her ay yüz liracık bir kenara koysam, yılda eder 1200 lira. On yılda 12000, yüz yılda 120.000 lira!.. Bin yıl d aha yaşasam, her ay da dişimden tırnağımdan 100 liracık arttırsam, 1 milyon ikiyüz bin lira. Yine hesap yok.
— Sus bakayım... Üstüne düşmeyen işlere karışma ! . . . Çocuklar! Ahlâk gibi iyi bişey yoktur. Ahlâk üzerine yazılan kitapları okursanız, şaşırır kalırsınız. Peygamberler bile söylüyor. Siz daha mı iyi biliyorsunuz? Ahlâk çok, ama çok iyi bişeydir. O kadar iyidir ki... Ahlâk çok iyi şeydir. Vallahi billahi çok iyi şeydir, namussuzum çok iyidir.
«Zırrrr!» Paydos zili çalar, öğretmen alnındaki terleri siler,
— Oooooh!... çeker.
Ben size ne dedim? İnsan büyüklerini örnek almalı...
— İyi ya öğretmenim. Ablam anneme yalan söylüyor, annem de babama... Babamda alacaklı geldi mi, kendini evde yok dedirtiyor.