Samet kaymak

Samet kaymak
@Cerkutay
Diktatörlüğe uzanan iki yol bulunmaktadır: Savaş ve Fakirlik. Stalin ve Churchill savaş sayesinde diktatörleşirlerken Mussolini ve Hitler fakirlik ve fukaralık nedeni ile diktatör olmuşlardır. Başkan Roosevelt ise her iki yolu birden denemektedir. Alınan ekonomik önlemlerle fukaralık arttırılırken Başkan ve “yandaş medya” savaş korkusunu toplumda canlı tutmaktadırlar. Savaş harcamaları bir ülkede geçici bir ekonomik canlanma sağlasa da bu ülkede olağanüstü hali gerektiren ve diktatörlüğe geçmeyi zorlayan koşulları da beraberinde getirmektedir.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“Aristokrasi işçilerin emeğinden yararlandığı için kendine çalışan işçileri sağlıklı görmek ister. Hâlbuki biz açlık ve kıtlık ile tüm işçilerin güçlerini kırmak ve onları bize tamamen bağımlı hale getirmeyi tercih ederiz. Tüm gücü ve enerjisi elinden alınmış olan işçi sınıfları kapitalist düzenin sakin ve ayrılmaz parçaları haline gelirler
“İnsanlarla ekonomik krizi konuşurken onlara iki kolondan oluşan bir şekil çizmekteydim. Birinci kolonda Amerika’nın varlıkları diğerinde ise borçlarımızı dolar cinsinden göstermekteydim. 1929 yılında varlıklarımız borçlarımızın çok üstündeyken 1933 yılında varlıklarımız borçlarımızın altına düşmüş olarak görünmekteydi. Bu durumda ya iflaslar ve hacizlerle alacaklarımızı tahsil etmeye çalışacak ya da varlıklarımızı borçlarımızı geçecek şekilde değerlendirecektik.” Maalesef Amerika’nın borçları onun kanını emen sülükler haline gelmişlerdir ve Rothschild ailesi ile diğer Yahudi kurumlara ödemelerimiz yine onlardan aldığımız kredilerle mümkün hale gelmektedir. Bu kısır döngünün tüm borçların iptali ile kırılması Amerika için tek çıkış noktasıdır. Gerçekten de Yahudiler geleneksel olarak her elli yılda bir “Jübile“ adı altında kendilerine borçlu diğer Yahudilerin borçlarını silerek ekonomilerini tüm dünyada yaşama döndürmektedirler.
“Devletlere verilen her kredi onların dermanını keser ve haklarını sorgulamaya iter. Devletlere verilen krediler başlarının üstündeki Demokles’in Kılıçları gibidir. Ancak devletler bu borçları bir kereye mahsus vergi toplayarak ödemek yerine yeniden kredi almak yolunu kolay bulurlar. Yabancı krediler devletler için sülük gibidir. Bu sülükler ya kendilerinden devletlerin üstünden düşerler ya da devletlerin bunları koparıp atmaları gerekir. Ancak Yahudi olmayan devletler bu sülükleri atmak yerine yeni sülükleri üstlerine alırlar ve kan kaybından kaybolup gitmeye mahkûmdurlar
Diğer taraftan Yahudi medya her gün enflasyon hakkında dalga geçer veya halkı korkutur bir mecrayı izlemektedir. Aslında bu gazetecilerin enflasyon veya fiyat seviyesindeki yükselme hakkında bilgileri yoktur ancak maaşlarını almak için patronlarının istediklerini yazmaktadırlar. Kongre üyelerimiz “yandaş medya” güdümünde bir ortamda hizmet vermekte, medyanın takdirini almaktan hoşlanırken medya tarafından küçük düşürülmekten korkmaktadırlar. Eğer bir politikacı halkın gereksinimleri için ortaya çıkarsa medya onu tehlikeli bir radikal olarak etiketlerken İhtiyar Meclisi amaçlarına hizmet eden politikacılar vatansever ve bilgili ekonomistler olarak medyaca göklere çıkarılmaktadırlar.