“Alışkanlıklar su yüzüne çıkmadan önce hastalıklı bir hal alıyorlardı, insana hiçbir şey gerçek değilmiş gibi gelirdi, şaşırtıcı olan da buydu; bir şeyin ortaya çıkışını hissetmek. Hayat o zaman canlanırdı. İnsan bütün sıkıntılarından kurtulurdu.”
“…insanları “tanımak” dediğimiz şey, onları “düşünmek”; onlardan “hoşlanmak” dediğimiz şey, onlar hakkında böyle sahneler uydurmak! Tek bir kelimesi bile doğru değildi bunların, hepsini kendisi uydurmuştu, yine de onları bunlar sayesinde tanımıştı.”
“İnsanın böyle yalnız başına olunca eşyadan, nesnelerden, ağaçlardan, ırmaklardan, çiçeklerden güç alması; onların kendisini ifade ettiklerini, kendisiyle bütünleştiklerini, kendisini bildiklerini, bir bakıma kendisi olduklarını hissetmesi; kendine duyduğu akıl almaz şefkati onlara karşı da duyması-tüm bunlar ne tuhaftı!”
“Düşünmeye gelince bu kadar cesur olan bir adam gerçek hayatta nasıl da tavşan yürekliydi; aynı anda hem bu kadar saygı uyandırıp hem de gülünç olması ne kadar tuhaftı.”