Yaşadığım her günün acısını ve umudunu yarına erteledim. Ertesi gün olduğunda her şeyin yerli yerinde oturacağına ilişkin bitimsiz beklentiler büyüttüm içimde.
Nefes aldığım ölçüde yarinlar bitmiyordu. Bu kadar geniş bir yarının hiçbir zaman gelmeyeceğini elbette biliyordum.
Buna rağmen bu duygu hiç eksilmedi dünyamdan.
..
Bitimsiz yarınlar sayesinde gün boyu sırtımda taşıdığım yükleri bir kenara bırakıp uyuyabiliyordum.
Tanrıdan kendim için af dileyecek yüzüm bile yok. Elimden onca tutmasına rağmen ben terk edip gittim. Geri döndüğümde hiçbir zaman reddetmemesine rağmen ben bir süre sonra yine kaçıp gittim.
Başkalarının düşüşleri anlatılması en kolay hikâyelerdir nasıl olsa.
Gazeteleri okumaya üçüncü sayfadan başlamayı alışkanlık edinmiş bir toplumun bu gizli zevki, acıları her geçen gün biraz daha sömürüyor, kendileri için eğlenceye dönüştürüyor. Yeter ki başkalarının basından geçmiş olsun.
Yeter ki kendi evlerine uğramamış olsun.
Ben sadece tercihler yaptım. Her tercih bazı şeyleri çalıp gitti ama tercihlerimden mutsuz olmadım. Ama şunu söylemeliyim ki yorucu tercihler yaptım. Kalben, zihnen, bedenen insanı yoran tercihler.
Her şeyin en kötüsünü düşünmek, sık sık düşen insanların sahip olduğu en köklü alışkanlıklardan biridir. Bu yüzden iyi şeyler de yaşansa arkasından kötü şeylerin geleceği düşüncesi her şeyi berbat eder.
Bu insanların içinde bulundukları an ne olursa olsun, bir şeylerin yeniden kötüleşeceği hissi, kör bir endişeye dönüşür.