"Eğer konuyu bir kitleye gerçeklerle anlatamıyorsanız, onlara şarkı olarak söyleyin."...Kendilerini müzik ve şarkıyla donatarak, kampanyalarını, AKILCILIĞIN ÇOK AZ ETKİLİ OLDUĞU, uyum, eşzamanlılık ve birlik duygularının günü kazanacağı bir savaş alanına taşıyabilirler.
Japonlar, Ikinci Dünya Savaşı boyunca, kendi kontrollerindeki Yahudilere sert davranmaları yönündeki Nazi baskısına boyun eğmedi. Bunun bir nedeni, (önemli bir toplantı gününde çevirmenleriyle resmedilen) bu iki hahamdan birinin, kendi insanlarını Japon yetkililerin "biz" anlayışına dahil etmek (Japonlar ve Yahudiler olarak her ikimiz de Asyalıyız diyerek) ve bu açıdan özel olarak Nazileri dışlamak için tasarlanmış argümanları olabilir.
Evet, bu kâinatta hayır şer, lezzet elem, ziya zulmet, hararet bürudet, güzellik çirkinlik, hidayet dalalet birbirine karşı gelmesi ve içine girmesi, pek büyük bir hikmet içindir. Çünkü şer olmazsa hayır bilinmez. Elem olmazsa lezzet anlaşılmaz. Zulmetsiz ziya, ehemmiyeti olmaz. Soğukla, hararetin dereceleri tahakkuk eder. Çirkinlik ile, hüsnün tek bir hakikati bin hakikat ve binler çeşit hüsün mertebeleri vücud bulur. Cehennemsiz cennetin pek çok lezzetleri gizli kalır. Bunlara kıyasen her şey bir cihette zıddıyla bilinebilir. Ve bir tek hakikati, sümbül verip çok hakikatler olur.
" Arkadaşlık ne kadar yakınsa(ve beraberindeki birlik duygusu ne kadar güçlüyse), arkadaşlarımızın davranışlarının bizim davranışlarımız üzerindeki etkisinin o kadar güçlü olması öğreticidir. "