Bu şarkı yeni çıktığı zamanlarda ben üniversiteyi kazanmıştım. İlk olarak özel yurtta kaldım tabi. Kalabalıkların arasındaki yalnızlığım sanırım tam orada değil lisedeyken başlamıştı ama ben gerçeği tam olarak orada anlamıştım. Evim - yani yurdum- geçitin altındaydı. Benden başka hiçkimsenin bilmediği ve görmediği geçitin altında... Oradan bakardım insanlara... Onlarsa; dedim ya....Görmeyi bırakın,hiç kimse dönüp bakmazdı bile. .. Beni yok sayardı. Bir hastanede kadavra olduğumu ama hiç ölmediğimi, ve bir dünyanın var olduğunu ama benim nerede olduğumu hiç anlamadığım zamanlardı herhalde. O geçitin altında tek başımayken HİÇKİMSE olduğumu anladım.
Sahiden de dünyanın en huzurlu yeri insanın kendi eviydi. Ama dışarıda yaşadığınız gerilim dolu anları yanınızda getirmediyseniz. Vicdan azabınız acımasız bir kene gibi teninize yapışıp kalmadıysa...
Çok az kişi, sosyal çevrelerinin önyargılarının dışına çıkan farklı fikirlerini soğukkanlılıkla açıklayabilir. Öte yandan çoğu kişi bu tür fikirlere sahip olmaktan bile acizdir.
İnsanın ya da herhangi bir varlığın yaşamının anlamı nedir? Bu soruya yanıt vermek dindar olmak anlamına gelir. "O zaman bu soruları sormak mantıklı mı?" diye sorabilirsiniz. Ben de size "Kendi hayatını ve sevdiği varlıklarınkini değersiz bulan kişi, yalnızca mutsuz biri değil ama aynı zamanda hayata uygun biri de değildir" yanıtını veririm.