“Yitirilmiş hayatın içinde filizlenen bir gün ışığı gibiydi bu bulanık tebessümler. Zorba ve gaddar sinekler gibi kırılganlığın ardındaki sahte merhametler, sonsuz kırbaç darbeleriyle yağmurun ardındaki çamurlu hakikatini gün yüzüne çıkarır. Artık ne gizlenecek ne de kılıfa uydurulacak adil bağışlanmalar kaldı.
Sürekli nefretin ve yeniden üretilen bıkkın bakışlarının altından saklanan geçici masumiyetlerdir bunlar. İşte bu, insanlığın son tükenişleri. Ahlaki ve ruhsal değerin yokluğunda, harekete engel duvarlar var karşımızda. Bu, salt sınırlar içinde kalan bir hayattır.”