Giriş Yap

Said Halim Paşa

Yazar
8.5
147 Kişi
Unvan
Osmanlı devlet adamı
Doğum
Kahire, 1863
Ölüm
Roma, 1921
Yaşamı
Sait Halim Paşa, 11 Haziran 1913 - 14 Şubat 1917 tarihleri arasında, fiili gücün İttihat ve Terakki ve özellikle de Talat Paşa - Enver Paşa - Cemal Paşa üçlüsü elinde olduğu bir dönemde sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.rnrn1863 yılında Kahirede doğmuştur. Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşanın dört oğlundan biri olan Mehmet Abdülhalim Paşanın oğludur. Sait Halim Paşa ilk ve orta tahsilini Kahirede özel olarak yapmış, Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca öğrenmiştir. Daha sonra İsviçrede beş yıl siyasal bilgiler öğrenimi görmüştür.rnrn1888de Mîr-i Mîran rütbesi ile ve Mecîdî nişanı ile Şûra-yı Devlet (Danıştay) âzâsı olmuştur. Kendisine, 1889da II. ve 1892de I. rütbe Osmânî ve 1899da murassa Mecîdî nişanı, 1900de de Rumeli Beylerbeyi pâyesi verilmiştir. 1908de ise bulunduğu Şûrâ-yı Devlet âzâlığından kadro dışı bırakılmış, ancak aynı dönemde Belediye genel seçimlerinde Yeniköy belediye dairesi reisliğine tayin olunmuştur. Daha sonra ise Cemiyet-i Umumiye-i Belediye ikinci reisliği, 1908de de Âyân Meclisi âzâlığı yapmıştır. 23 Ocak 1912-23 Temmuz 1912 tarihlerinde Şura-yı Devlet reisliği de kendisine verilmiştir.rnrnSait Halim Paşa 1912de reislikten çekilmiştir. Bu sırada İttihat ve Terakki Cemiyetinin genel sekreterliğine seçilmiş, Mahmut Şevket Paşanın sadrazamlığı sırasında 1913de de 2. defa Şûrâ-yı Devlet reisliğine ve üç gün sonra Hariciye Nezaretine (Dışişleri Bakanlığına) atanmıştır. Mahmut Şevket Paşanın şehit edilmesinden sonra 1913de Sadrazamlığa (Başbakanlığa) ile getirilmiştir.rnrnSait Halim Paşa, 1913 Eylülünde, Bulgarlarla Edirnenin Osmanlı devletinde kalması ve Meriç nehri hudut olmak üzere sulh imzalanması hizmeti sebebi ile Padişah tarafından İmtiyaz Nişanı ile onurlandırılmıştır.rnSait Halim Paşanın mezarırnrnOsmanlı Devleti 1914 yılında tarafsızlığının ihlal edilmesi nedeni ile I. Dünya Savaşına katıldı. Bu süreçte Almanya sefiri Baron Wangenheim ile Yeniköyde Sait Halim Paşa Yalısında ittifak anlaşması imza edilmiştir. 1915te Hariciye Nazırlığından, 1917de Sadrazamlıktan çekilmiştir (yerine Talat Paşa geçmiştir).rnrn1919 Mart ayında harp ilanı sırasındaki bazı kabine azaları ve Sait Halim Paşa tutuklanmış, Paşa, diğer milletvekilleri ile beraber tahliye olunduktan sonra Romaya gitmiştir. 6 Aralık 1921de bir Salı günü akşamı araba ile evinin kapısına geldiği sırada Ermeni komitacısının silahlı saldırısına uğrayarak hayatını kaybetmiştir. Naşı İstanbula getirilmiş ve 30 Aralık 1921 günü Yeniköydeki yalısından alınarak büyük törenle II. Mahmut Türbesinin bahçesine defnedilmiştir.

İncelemeler

Tümünü Gör
304 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
3/10 puan
KURTULUŞ İSLAM'DA İSE, MÜSLÜMANLAR NEDEN İSLAM'DAN KAÇIYOR!
Sait Halim Paşa “Buhranlarımız”da bir kısım doğru tespitlerde bulunmasına rağmen, krizlere çare olarak da Şeriate daha sıkı sarılmayı önermesi, meselenin özünü kavrayamadığını göstermektedir. Zira bilinen insanlık tarihi boyunca din eksenli hiçbir ülkenin insanı mutlu, huzurlu olmamıştır. Örneğin “Asrı Saadet-Saadet Asrı” diye andığımız o dönemde bile dört halifeden üçü, yöneticisi oldukları insanlar tarafından katledildi, Cemel savaşında 10.000, Sıffin savaşında 70.000 Müslüman yine Müslümanlarca boğazlandı! Peygamberin torununun başı kesildi ve ailesinden 72 kişi Fırat’ın kenarında susuzluktan, açlıktan öldü. Paşa. “Hz. Muhammed’in öğretileri olmasa insanlık mutluluğu keşfedemezdi” dediğine göre: Bilinen 150 bin yıllık insanlık tarihi boyunca, İslam gelene kadar insanlar hep mutsuzmuş ve Müslüman olmayan, şeriatla yönetilmeyen 6 milyar insan, mutluluk nedir bilmiyormuş. Paşa ve paşa gibi düşünenlere sormak lazım: “Şeriat ve İslam mutluluğun anahtarı ise, günümüzde milyonlarca Müslüman neden ezan okunan ülkelerden, çan çalınan ülkelere kaçmak için yollarda can veriyor? Yoksa 1400 yıldır bu Kur-an’ı anlayan, onu doğru yorumlayan bir Müslüman çıkmadı mı ki, İslam coğrafyası, Firavunlar, Roma ve cahiliye dönemlerinden bile daha büyük, daha vahşi, haksızlık, hukuksuzluk, zulüm ve zalimlikler, yağma talanlarla anılır. Din günümüzde olduğu gibi inanç olmaktan çıkarılıp siyasete sermaye edilince, Mitolojik dinler döneminde de, semavi dinler devrinde de hep haksızlık, hukuksuzluk, kan, gözyaşı, zulüm kaynağı olmuştur, olmaya da devam edecektir. İÖ 399 yılında Sokrates, 70 yaşındayken, Atina tanrılarını (Zeus ve diğer tanrılar) inkâr etmekle suçlanır ve Zeus Şeraitine göre, 500 kişilik bir jürinin kararıyla idam edilir. Sait Halim Paşa: Müslümanların kurtuluşunu şeraitte gördüğü gibi, “batı da şeriatı keşfedecek ve mutluluğu bulacak” diyor. Paşa'nın. "Devlet başkanlarını kimse sınırlayamamalı, siyasi partiler olmamalı" dediğine göre, o kurtuluş olarak gördüğü "Şeriat" tam da Osmanlı padişahları ve son yıllardaki tek adam rejimi olmalı ama iyi de neden buhranlar-krizlerden bir türlü kurtulamıyoruz?" Kitapta bunun cevabı yok. Geçmişte yüz yıllarca birbirini boğazlayan, Engizisyon Mahkemeleri kararıyla “cadı” diye yüz binlerce insanı yakan Avrupa'da günümüzde bir nebze huzur mutluluk var ise, bu onların din ekseninden kurtulup, seküler yönetim tarzına geçmesindendir. Öyle ya. Siz “Tanrı Zeus Oliypos Dağından bizi gözetliyor” dersiniz, halkın bir kısmı buna belki inanır ya da inanır gibi görünür ama bir kısmı da sizin alenen yalan söylediğinizi veya vehimlerinizi gerçekmiş gibi anlattığınızı fark ederek size başkaldırır. Dolayısıyla bir Osmanlı başbakanı ve aydını olan Sait Halim Paşa’nın bile, gerçeklerden ne kadar uzak ve ham hayal içinde olduğunu görmek, Osmanlının neden yıkıldığını anlamak için Paşanın “Buhranlarımız” kitabını okumanızı öneririm.
2 yorumun tümünü gör
Reklam
232 syf.
·
6 günde
·
Puan vermedi
Said Halim Paşa, Osmanlı'lı siyaset ve fikir adamıdır. Kendisi bir dönem sadrazamlık yapmış ve hükümeti kurmuştur. Yaklaşık 4 sene boyunca hükümetin başında yer almıştır. Lâkin devlet adamlığından da evvel o bir fikir insanıdır ve sonraki nesil İslamcı fikriyat üzerinde çok tesiri olmamışsa da kendi döneminin şartları ve hâdiseleri üzerinde kalem oynatmıştır. Yorumunu yazdığım kitap onun hacim olarak büyük olmasa bile, muhteva olarak mühim olduğu arz edilen kitaplarından oluşuyor. Said Halim Paşa bu eserlerinde Osmanlı toplumundaki bu çöküntünün ayak seslerini, bu buhranın sebeplerini içtimâî meselelerde arıyor ve bunun ucunun da bir İslâm toplumuna hiç düşünülmeden zerk edilen Batı fikriyatı ve müesselerine uzandığını beyan ediyor. Mevcut kurumları ihya etmek yerine dışardan başka bir sürecin sonucu olan fikirlerin ve kurumların gelmesi halkımız tarafından kabul görmemiş ve bu tenakuz ibda edilen kanunlara kadar yansımıştır. Bunun çözümünü ise elbette İslâmlaşmak'da arıyor ve aynı adı taşıyan risalesinde bunları anlatıyor. Edebiyat dehası Mehmet Âkif'in bu risaleye yazdığı mukaddimeyi de kitabın sonunda okuyabilirsiniz. Âkif'in hayli dikkatini çekmiş. Zaten bütün eserlerini Fransızca yazan müellifin bazı yazılarını tercüme edip parça parça kendi mecmuasında da yayımlamıştır. Kitap boyunca benim en çok tuhafıma giden husus kadın hürriyeti mevzusu oldu. Kadın hürriyeti ile kurulan bir medeniyetin olmadığını söyleyen mütefekkir, kadın hürriyeti ile çöken bir sürü medeniyet olduğunu yazmış. Oldukça iddialı bir cümle kurmuş. Keşke misal verseydi. Üstelik hürriyet dediğimiz şeyin esasında halk tarafından talep görmesi gerektiğini beyan eden yazar, İslâm toplumundaki mevcut hürriyet anlayışını da izaha kalkmış. Mesela bir köydeki kadının hayatındaki hürriyet ile şehirdeki bir kadının hürriyetleri de aynı değil. Her şey yaşam şartlarıyla ilgili gibi duruyor. Eserlerinde içtimâî sorunlara odaklanan muharrir, iktisadî mevzulara etraflıca hiç girmemiş, sadece ucundan dokunmuştur. Sanırım bunun için sadrazamlık yaptığı dönemi tetkik etmek daha sıhhatli neticeler almamızı sağlar. Ön sözde okumuştum, o dönemde de sanırım bu konuda ciddi atılımlar olmamış. Sadece kapitülasyonlarla ilgilenmiş galiba. Öte taraftan İslâm'a sokulan milliyetçi hezeyanların İslâm'ın beynelmilelci yapısına da halel getirdiğini anlatmıştır. İslâm'da ırka dayalı bir toplum anlayışı yok, ama inanç bulunduğu muhite göre toplumların rengine de bulandığı için bu tarz şeyler oluyor. Mesela Türkiye'de bu gibi şeylere çok rastlıyorum. Bu yüzden bence bu doğrudur. Meraklıları için bir devrin tanığı olması hasebiyle okunabilir. İyi okumalar
Buhranlarımız ve İçtimai Hayatımız
9.3/10 · 20 okunma
284 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Buhranlarımız
Okumuş olduğum #Buhranlarımız kitabını Bursa daki sahaflarda kitap araştırması yaparken sahafın tavsiyesi üzerine aldım. Buradan kendisine çok teşekkür ederim. İyi ki tavsiye etmiş ve iyi ki de satın almışım. "Buhranlarımız" kitabı kütüphanemdeki en değerli kitaplarım arasında yerini aldı. Millet ve ümmet olarak neden, nasıl ve kimlerin mücadeleleri ile Garbın gerisinde kaldık, çok iyi analiz edilip, kaleme alınmış.
·
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.48