Ceyda

Ceyda
@Ceyda1990
Bookstagram
Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı
Çorum
Çorum, 3 Ekim
49 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı

Ceyda

, bir kitap okudu
10/10
·457 syf.··
Beğendi
·
2023 8. kitabı
Gökçen Koçan
7.5/10 · 691 okunma
Reklam
Puan vermedi
Bu ülkenin nelerden geçtiğini, aslında ne kadar ilerleyebileceğini en önemlisi kimin kurduğunu hatırlamamız için bugün size bu kitabı tanıtmam gerektiğini düşündüm... 1938 YA YAŞASAYDI Ölümü değil yaşamayı anlatan cephelerde geçen ömrünü sadece ülkesine adayan her zaman "Yurtta Sulh Cihan da Sulh" ilkesini benimseyen bir adamın hikâyesi... Bana göre yarım kalmaya zorlanmış bir yaşamın devamı... 10 Kasım 1938 günü Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü hasta yatağından iyileşmiş olarak kalksaydı neler olurdu hiç düşündünüz mü? Yıllarca hepimizin içinde yara olarak kalan kaybedilen topraklarımızı geri alır mıydık? Köy Enstitüleri kapatılır mıydı? Dış ülkelere bağımlılığımıza yol açan Marshall Yardımı kabul edilir miydi? İsmet İnönü’nün 2.Dünya Savaşı zamanında dediği gibi “Ben Sizi Aç Bıraktım ama Babasız Bırakmadım” sözü yine geçerli olur muydu? Cumhuriyet Deprem Köyü Projesi hayata geçirilseydi yaşanan depremler de o kadar çok insan ölür müydü? Adnan Menderes Döneminde NATO'ya uymadığı gerekçesiyle kapatılan Tank, uçak ve Silah fabrikalarımız kapatılır mıydı? Bugün her şeyi dışardan alıyoruz zamlardan gözümüzü açamıyoruz diyoruz ya yine böyle mi olurduk? En önemlisi de 2030 da nükleer silahlarla patlatılacak denilen İstanbul zarar görür müydü? Zafer Avşar’ın kaleminden yaşanabilecekken yaşatılmayan bir devrin romanı... Bana kalırsa bu ülke de yaşayan herkesin okuması gereken bir kitap... Mutlulukla Okuyun... Sevgiyle Kalın… medya55.com/haber/1938-ya-y...
1938Zafer Avşar · Cadı Yayınları · 202021 okunma
10/10
·448 syf.··
2023 6. kitabı
60’lı yıllarda 3 yakın arkadaş birlikte yeni bir örgüt, yeni bir düzen kurdular. Arkana ismini taşıyan bu örgüt üyelerine tarot kartlarının isimlerinden semboller ve bunlara bağlı olacak şekilde güçler verdi. Öyle ki her kart sahibi düzeni bozmamak adına masadan ayrılmadan önce kendi kanından bir varis bırakmak zorunda bırakıldı. Kart sahiplerinden birisi olan Haris, oğlunun geçirdiği kaza sonucunda sakat kalmasıyla  örgüt tarafından önüne iki seçenek sunuluyor ; Ya ailesi ile birlikte kartı da yok edilecek ya da başka bir çocuk sahibi olması istendi. İşte böylelikle de Hisar dünyaya geliyor. Annesinin abisinin hep nefret ettigi, babasının sadece güç için istediği Hisar... Derin sevgisizliğin ve sonsuz bir yalnızlığın icinde büyüyen her şeye rağmen güçlü kalmak için zekasıyla herkesi kendine hayran bırakan,ailesinden bir yudum sevgi görebilmek için onların her dediğini yerine getirmiş bir kadın... Yetişkin bir kadın olduğunda bile tek istediği annesinin o çocukken tuttuğu günlüğe ulaşarak ondan neden nefret ettiğini anlamak... Gelelim kitaba ismini veren Bronz’a Örgütün mevcut düzeninden rahatsız olan ve tüm dünyaya baş kaldıran Bronz kartını çaldığı gerekçesiyle  Hisar’ı suçlamakta ve her yer de  onu aramaktadır. Aslında hikayemiz tam olarak burada başlıyor; Hisar’a inanmayan ve onu yapabileceklerini göz önüne alarak gözünün önünde tutmak için evine götüren Bronz tam bir baş belası gibi davranan genç kadını kontrol altında tutmaya çalışırken oldukça eğlenceli anlara tanıklık ediyoruz. Özge Naz’ın kaleminden okuduğumuz Bronz benim son zamanlar da okuduğum en güzel kitaplardan birisi... Yazar günümüzde de varlığından emin olamasak da olduğunu bildiğimiz böyle topluluklarının dünyasını öyle güzel işlemiş ki hayran kalmamak elde değil.... Tabii ki kitabın
BronzÖzge Naz · Ren Kitap · 20232,977 okunma
Puan vermedi
Herkese Selam ; Sizlere bugün çok sevdiğim her fırsatta bahsettiğim özellikle kadınların nasıl zorlu mücadelelerden geçip yaralı ama ayakta kaldıklarına şahit olunması gereken bir kitaptan bahsetmek istiyorum; DOLUNAY AYİNİ O zaman sizinle birlikte Tanrıların Tanrıçaların sokaklar da gezindiği kadim yıllara gidelim. Eğer mitoloji seviyorsanız söz veriyorum bu kitabı da çok seveceksiniz… Çok mutlu bir ailesi olan küçük bir kız çocuğu düşünelim lakin ne acıdır ki babasının intiharı ile hayatı sarsılmış bir kaç sene sonra ise annesinin yeniden evlenmesi ve üvey babasının dozu gittikçe artan şiddet ve tecavüzleriyle paramparça olmuş küçük Aydan'ın tek bir isteği vardır bir an önce bu evi terk etmek... Bu kadar zorlu durumdayken fark etmediği şey ise annesinin gittikçe daha çok hastalanması ve rahatsızlığının ciddi boyutta olduğudur. Pankreas Kanseri teşhisi koyulduktan sonra annesi ile birlikte hastane de kalmaya başlayan Aydan bir süre sonra annesini de kaybeder. Çaresiz üvey babasıyla kalan genç kız bir gece camın aksinde annesinin hayaletini görür. Kızına İstanbul'a Beyoğlu'na gitmesini fısıldadıktan sonra ortadan kaybolur. Başıma daha fazla ne gelebilir ki diye düşününce ani bir kararla İzmir'den İstanbul'a kaçar. İstanbul sokaklarında tesadüfen karşılaştığı Ece Hanım'ın yanına sığındığın da işler daha da garipleşir. Eski bir arkeolog olan Ece Hanım'ın anlattığı mitolojik hikayeler Aydan’ın kimsenin görmediği kayıp ruhları görmeye başlaması, rüyalarında farklı âlemlere gitmesi işlenen cinayetleri görmesi ise olaylar bilinenin çok ötesinde bir yolculuğa doğru gitmeye başlar. Konuyu çok detaylandırmadan en fazla bu kadar anlatabilsem de Özlem Ertan’ın kaleminden okuyacağınız bu kitap size çok daha fazlasını vaad ediyor. Sevgiyle
Dolunay AyiniÖzlem Ertan · Dark İstanbul · 202143 okunma