İlk sayfasından itibaren kendinizi romanın içinde bulduğunuz, bittikten sonra “vay be ben ne okudum” hissiyatı yaratan enfes bir kitaptı.
Kemal Varol ile tanışma kitabım oldu iyi ki de olmuş. Ters bir kronoloji ile okumaya başlamış oldum kendisini, zaten benim her işim biraz terstir:) napalım
“Onu Sevdiğim Zamanlar” ilk olarak ismi ile çekti beni. Bir özlem kitabı olduğu adından belliydi. Çok sevip kavuşamayan iki kalp canlandı gözümde, büyük bir özlem…
Kitap kafamda yazdıklarımının kat kat fazlasını verdi.
Her ayrılığın nefretten olmadığını bazen sevgiden de ayrılık doğabileceğini gösterdi…
Suskun 84 ile Elanor arasındakilerin anlatıldığı bu romana Bir aşk romanı demek haksızlık olur bence. Uluslararası siyaset, savaş ve yaşama tutunmaya çalışmak ekseninde başımıza neler gelebileceğine dair şeyler okudum… Sevginin ve aşkın dini milleti ırkı olmadığına, ortak dil bile konuşamayan bir kadın ve bir erkeğin gözleri ve kalpleri ile birbirlerinin yaralarını anlayabileceğine hatta sarabileceğine şahit oldum.
Elanor; Fransa’da mültecileri geri gönderme merkezinde görevli bir memurdur, Suskun 84 ise lakabından anlaşılacağı üzere sessiz, çaresiz, yorgun ve küskün bir göçmen.
Yollarının bu geri gönderme merkezinde kesişmesi ile yaşanan olayları bazen Elanor’un bazen de Suskun’un penceresinden izliyoruz.
Elanor’un anlatıcı olduğu kısımlarda Kemal Varol’a bir kadın olarak hayranlığım daha da büyüdü.
Kadının iç dünyasını, duygularını, yaşadığı histerik halleri, aklı ve kalbi arasındaki
git-gelleri, eski sevgilisine ait bölümlerde yaşadığı hayal kırıklıklarını, tamamlanamamışlık hissini, öylesine doğal içten ve gerçek aktarmış, etkilenmemek mümkün değil. Belli ki müthiş bir gözlem ve empati yeteneğine sahip.
Beri taraftan Suskun84’ün savaş koşullarındaki zorlu hayatına ait