‘- demem o ki, eşit olduğumu sandığım zaman boyunca eşit değilmişim, çünkü bütün o süre boyunca, annelik denen bu derin yarığa doğru yol almaktaymışım ve şimdi artık o yarığın dibinde, zihnimin sisleri arasından yukarı, dünyaya bakarken, İmparatorluğun ve ataerkilliğin öldüğünü varsaymakla en iyi olasılıkla saflık içindeymişim.’
‘Dağ’ımı özlemediğim anlamına mı gelir bu? Kesinlikle değil,-Tanrı tanığım olsun- onu çok özlüyorum. Ama öyle aşk ilişkileri vardır ki, böyle özlem ve uzaklık boyutunda işler ancak.’