Günlerle ve gecelerle ne yapacağımı bilmiyorum, özellikle öğle sonraları ile ne yapacağımı hiç bilmiyorum, üzüntü oralara saklanır, kımıldamayan bir kedi gibi, öylece durur ve sana bakar, odanın ortasına çökmüş bir manda gibi, etrafından dolaşmanın hiçbir yolu yok.
Yas aslında bencildir, terk edilmiş bir dünyada kendimiz için tuttuğumuz bir yastır. Ben onsuz nasıl yaşarım?
...Ama bu hikayenin sadece bir parçası, vedalaşmanın bir yüzü.
Biz burada ne kadar mutsuz olduğumuzu bilmediğimiz için mutluyuz.
Bu düpedüz siyasi bir açıklamaydı elbette. Ve o kapalılık, bizden esirgenen, sadece kıyaslamak için bile bizden esirgenen o öbür dünya, tam da bizim "mutluluğumuzun" lehine çalışıyordu.