Ceylan Tursun

Ceylan Tursun
Sonunda bu mavi okyanus göğe karışacak darmadağın..
Türkiye’de Komünizm Tartışmasının Zemini
Komünistlere neden hâlâ “dinsiz” ya da “imansız” deniyor, bunu gerçekten sakin kafayla düşündüğümüzde işin teolojiyle pek alakası olmadığını fark ediyoruz. Bu daha çok bir güç meselesi. Bir düzen meselesi. Hatta daha net söyleyeyim: bir mülkiyet meselesi. Karl Marx’ın o meşhur “din halkın afyonudur” sözü sürekli dolaşımda ama öncesi pek söylenmez. Marx dine söver gibi okunur ama aslında yaptığı şey analizdir. “Ezilen insanın iç çekişidir” der din için. Yani dini, acının içinden doğan bir şey olarak tarif eder. Fakat aynı zamanda o acıyı üreten düzeni görünmez kılabileceğini söyler. Bu tespit rahatsız edicidir çünkü dini sadece bireysel inanç alanı olarak değil, toplumsal işlevi olan bir yapı olarak ele alır. Burada iş mülkiyete geliyor. John Locke mülkiyeti doğal hak ilan ederken modern liberal düzenin temelini atıyordu. Ama “doğal” denilen şey gerçekten doğal mı? Tarih boyunca toprak nasıl dağıtıldı, sermaye nasıl birikti, kim hangi koşulda zenginleşti… Bunları konuşmadan mülkiyeti kutsal ilan etmek biraz acelecilik değil mi? Komünizmin asıl rahatsız edici tarafı Tanrı’yı sorgulaması değil; mülkiyetin kutsallığını sorgulaması. Ve bu sorgu, özellikle din ile toplumsal hiyerarşinin iç içe geçtiği toplumlarda tehdit gibi algılanıyor. Türkiye’de mesele zaten uzun süre iman üzerinden yürütüldü. Türkiye Soğuk Savaş boyunca Batı blokunda yer aldı. Sovyetler Birliği örneği sürekli “bakın din yasaklandı” diye anlatıldı. Cuma hutbelerinde komünizm işlendi. Sağ siyaset bunu güçlü bir mobilizasyon aracına çevirdi. Böylece sınıf konuşulmadı, iman konuşuldu. Gelir dağılımı konuşulmadı, değerler konuşuldu. Şimdi komik olan şu: Birine komünizmden bahsediyorsun, hemen “ben milliyetçiliğimden vazgeçmem” diyor. Ne alaka gerçekten? Komünizm sana kimliğini bırak demiyor ki. Sana diyor ki,
Reklam
Yaşlı Zompa dedi ki: "Savaşlar ve salgın hastalıklar, hükümetler tarafından yoksul köylülerin sayısını azaltmak için icad edilmiş şeylerdir. Anlaşılan gene fazla çoğalmışız."
Sayfa 107
Patron yaşantısını çıkarına göre düzenlemiştir.
Sayfa 92
İktidarın havası
Hükümet, yaz gününde gökyüzündeki bulut gibidir.Yağmur mu yağdıracak, dolu mu , kimse bilemez ...
Sayfa 71
“Umumi yerlerde hiç kimse vergilerden, maaşlardan, fiyatlardan, kanunlardan bahsetmeyecek!” (…) “Yani artık hiç kimse düşünmeyecek!”
Sayfa 67
Reklam