Bu kitap bana şunu düşündürdü: Aslında insanlık olarak geleceği konuşmayı seviyoruz ama onunla yüzleşmeye pek niyetimiz yok. Kör Nokta, tam da bu kaçış hâlimizi ifşa eden bir kitap. Yazarlar, büyük krizlerin genelde “sürpriz” gibi algılanmasını ele alıyor ama asıl sorunun sürprizlerde değil, bizim görmemeyi tercih ettiğimiz işaretlerde olduğunu söylüyor.
Kitabı okurken sürekli şunu hissettim. Biz olaylar patladıktan sonra akıllanıyoruz. Savaşlar, ekonomik krizler, salgınlar… Hepsinin öncesinde küçük küçük uyarılar var ama kimse ciddiye almıyor. Çünkü çıkarlar, iktidar hesapları ve konfor alanı, sağduyunun önüne geçiyor. Kitap bunu çok net gösteriyor.
Eserin panel formatında olması bence güçlü bir yön. Tek bir ses yok, farklı disiplinlerden insanlar aynı meseleye başka başka yerlerden bakıyor. Bu da okuru hazır cevaplara değil, düşünmeye zorluyor. “Doğru budur” demek yerine “Sen ne düşünüyorsun?” diye soruyor adeta.
Ama kitabın ideolojik tonu beni yer yer rahatsız etti. Özellikle İslam’ı terörle ilişkilendiren üstü kapalı genellemeler çok yüzeyseldi. Aynı şekilde ABD’nin demokrasi taşıyıcısı gibi sunulması, Doğu’nun ise sürekli tehdit olarak resmedilmesi klasik bir Batı merkezli bakışın tekrarı gibiydi. Bu noktada metnin eleştirel okunması şart.
Yine de kitabı tamamen bir kenara atmak haksızlık olur. Çünkü asıl derdi önemli. Geleceğe ne kadar hazırlıklıyız? Riskleri gerçekten görüyor muyuz, yoksa görmezden mi geliyoruz? Bu sorular kitabın asıl kıymeti.
Ben bu kitabı bir “uyarı metni” gibi okudum. Kehanet değil ama farkındalık çağrısı. Okuyucuya şunu söylüyor: Kör noktaların var ve sen onları görmedikçe aynı hataları tekrar edeceksin.
Kısacası, her sayfasına katılmasam da beni rahatsız ettiği yerler bile düşündürdü. Zaten iyi kitap biraz da bunu yapmalı: Okuru huzursuz
Kör NoktaFrancis Fukuyama · Profil Yayıncılık · 201526 okunma