Adı:
Mutluluk
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
206
Format:
Karton kapak
ISBN:
6053541509
Kitabın türü:
Çeviri:
Semih Atayman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bordo-siyah
Baskılar:
Mutluluk
Mutluluk
Guy de Maupassant, Avrupa gerçekçiliği içinde önemli bir yer tutar. Onun öykü kişileri Korsikalı haydutlardan Fransız orta sınıfına, oradan da soylu sınıfın sınırlarına kadar uzanan geniş bir yelpazede yer alır. Köpeğine duyduğu derin bağlılıkla sonunda aklını yitiren bir bahçıvan; dünya güzeli karısı elinden kaçmasın diye üst üste yedi çocuk doğurtan kocanın içine düştüğü açmaz... Bütün bu öyküler. Maupassant'ın ölüm, mutluluk, doğa ve kültür üzerine görüşlerini aktarmasına olanak verir.

Mutluluk: Maupassant öyküleri karşımıza ani ve sürprizli gelişmeler çıkartarak bizi şaşırtırlar.
234 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Dünyadaki dört büyük öykücüden (Çehov, O. Henry, Poe ve Maupassant) üçünü okumuş, geriye okumadığım yalnızca Guy De Maupassant kalmıştı, Mutluluk ile onu da okumuş bulundum. Maupassant'ın yeri bende Çehov kadar özel oldu diyebilirim. Yazarı uzun zamandır okumak istemiştim fakat fırsat olmamıştı. Gerek kütüphanede geçen seferinde gördüğüm ve bir dahaki sefere almayı kafama koyduğum kitabının yerinde olmaması gerekse de mevcut okuduğum kitapları bitirememem bunda etkili oldu. Mutluluk'u kütüphanede, rafta gördüğümde dünyalar benim oldu.

Maupassant'da beni çeken özel bir yan vardı. Kitabın arka kapağında da bahsedildiği gibi yazar "hüzünlü bir gözlemci" rolü yüklüyor biz okurlara. Mutluluk'daki hikayelerin çoğu hüzün içeren öykülerdi. Ama bu rolü yalnızca duygusal anlatımla yapmıyor Maupassant. Hikayenin gidişatı daha en baştan belli ediyor kendini. Ama bu da ölçülü bir şekilde oluyor elbette. Hikayenin başında dramatik ve hüzünlü olaylar biraz biraz başlarken sonlara doğru işler öylesine karışıyor ki bir hüzün dalgasına kapılıyorsunuz. Bu dalgayı okura yansıtmak elbette ki kolay değil. Mesela bir öykücü, hikayesini nerede bitireceğini çok iyi ayarlamalıdır. Aksi takdirde hikaye okuru sıkabilir ya da beklentileri minimum halde iken öykünün bitmesi onu boğabilir.

Maupassant bunu çok iyi ayarlamış. Bir hikayeyi öyle bir noktada kesiyor ki, okur ister istemez öykünün vermiş olduğu duygusal akıma kapılıp gidiyor. Kendisi olay hikayecisi olduğu için öykülerinde bir devamlılık söz konusu değil. Yani öykü bittiğinde, olaylar okurun kafasında devam etmiyor. Fakat bu Maupassant'ın eksik bir yönü değil tabii ki; bu onun tarzı. Olay ve durum hikayeleri bu açıdan kıyaslanmamalı bana göre, ikisi de ayrı bir zevki yansıtıyor.

Maupassant'ın diğer bir yönü de betimlemelerindeki ustalık. Hocası Flaubert'in betimleme üzerine öğütlerine bağlı kalan yazar bunu zamanla öyle iyi bir dereceye getirmiş ki insan onu okurken ayrı bir zevk alıyor. İki aşığın gözyaşları ya da batan bir güneşin resmedilme anı öyle özgün bir dille betimlemiş ki okurken hayran kaldım. Elbette ki biz okurlara verilen "hüzünlü gözlemci" rolüne bu özgün betimlemeler de katılınca anlatım çarpıcı bir hale geliyor. Bu sayede de hikayelerin doruk noktası da mükemmel ayarlanmış. Üstte de bahsettiğim gibi hikayenin doruk noktasında içinize yepyeni duygular giriyor; bazen hüzün, bazense de neşe. Dolayısıyla her hikayeden sonra diğer bir hikayeye hemen başlayamıyorsunuz. Bu duyguların ağırlığı sizi bir süre onları sindirmeye zorluyor.

Maupassant'ın hikayelerine bir bütün olarak bakılmalı bana göre. Çünkü kimi öykülerinde ayrıntıya fazla yer verilmemiş. Dolayısıyla olaylar ve verilmek istenen duygular tüm hikayeye yayılmış. Bu açıdan bir bütün olan öykülerinin çoğu gereksiz ayrıntılarla kirlenmemiş desem yeridir. Bunun nedeni belki de Maupassant'ın öyküleriyle okura vermek istediği olgular. Okura kimi duyguları yaşatmak istemiş zannımca. Bu duygular genellikle hayattaki olaylar karşısında içimizde yeşeren ya da çürüyen duygulardan ibaret. Kısacası hayatın duygusal anlamdaki gerçekliğini öykülerinde gayet etkili bir şekilde yansıtmayı başarabilmiş bir yazar Maupassant.

Her öyküsünün sonundaki o duygu yoğunluğunu deneyimlenizi kesinlikle öneririm. Şahsen bundan sonra Maupassant dendiği zaman benim aklıma hikayelerindeki doruk noktaları gelecek. Bu deneyim bir nevi hayatın kendisi; kendi hayatınızı, başka hayatlardan yansıtıyor size Maupassant.
206 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Kitabı elime aldığım da uzun bir hikayeyle karşılaşacağımı zannediyordum.Oysa yirmiye yakın kısa öykülerle karşılaştım.Çoğu güzel ders verici öykülerdi.Ama bazı öyküler günümüzden çok uzaktı.Bunun da sebebi değişen şartlar insanoğlunun ilerlemesidir.Beğenerek okuyacağınızı düşünüyorum.Yazarın dili çok akıcı öyküler hemen bitiyor.Sıkılsanız bile diğer öyküye geçiyorsunuz.Güzel bir kitap herkesin okumasını isterim.
206 syf.
·3 günde·10/10
Birbirinden güzel hikayeler mevcut.Okurken cok keyif aldim.Beni ortaokul yıllarıma götürdü.Okurken zevk alacağinız bir kitap.Tavsiye ederim.Keyifli okumalar.
162 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
21 tane öykünün hepsinde biraz mutluluk ve daha çok hüzün ile karşılaşacağınız kitap.

Aklınıza gelebilecek her duygu anlatılmış ve dikkatli okunursa hepsinden ders çıkartılabilir.

Ben keyifle okudum size de keyifli okumalar dilerim.
206 syf.
Öykülerin sonları o kadar şaşırtıcı ki, her birinden ayrı keyif alarak okuyorsunuz.

Başından sonuna kadar keyifli bir kitap, okumanızı tavsiye ederim.
206 syf.
·3 günde
Maupassant ile tanışmam üniversite yuıllarına denk gelir. İlk kitabını o zaman okumuştum. Kalemi güzel ve güçlü, anlatmak istediklerini çok fazla karıştırmadan anlartan bir yazar.
Fakat bu kitbında açıkçası, çoğu öyküde, ruhum sıkıldı. Mutluluk adı altında anlatılan öykülerin aslında hiç de mutluluk olmadığı, sonucunun mutlulukla bitmediğini gördüm.
Birbirine sadık olmayan eşler ancak taraflardan birinin ölümüyle bunu öğreniyor. Aslında bir taraf kendini mutlu zannederken madalyonun diğer yüzü ortaya çıkınca işlerin hiç de öyle güzel olmadığı çıkıyor ortaya.
Köpeğini çok sevdiği fakat işini köpeğine tercih etmek zorunda kaldığı için köpeğini öldürmek zorunda kalan bahçıvanın aklını yitirmesi, av tutkunu olan iki kardeşin bu tutku yüzünden birisinin ölmesi, küçük yaşta tecavüze uğrayan kızın toplumda dışlanışı ve sonrasında onu çok seven bir erkekle evlenmesi, herşeyin düzene girdiğine düşünmesine sebebp olurken toplum önünde o yakıcı geçmişin halk tarafından yüzüne vurulması ve kadının intihar etmesi ve daha niceleri....

Açıkça kitapta mutlulukla bitecek bir hikaye aradım ama bulamadım maalesef. Sanki her güzel bir şeyin arkasında bir yalan gizlenmiş gibi...
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mutluluk
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
206
Format:
Karton kapak
ISBN:
6053541509
Kitabın türü:
Çeviri:
Semih Atayman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bordo-siyah
Baskılar:
Mutluluk
Mutluluk
Guy de Maupassant, Avrupa gerçekçiliği içinde önemli bir yer tutar. Onun öykü kişileri Korsikalı haydutlardan Fransız orta sınıfına, oradan da soylu sınıfın sınırlarına kadar uzanan geniş bir yelpazede yer alır. Köpeğine duyduğu derin bağlılıkla sonunda aklını yitiren bir bahçıvan; dünya güzeli karısı elinden kaçmasın diye üst üste yedi çocuk doğurtan kocanın içine düştüğü açmaz... Bütün bu öyküler. Maupassant'ın ölüm, mutluluk, doğa ve kültür üzerine görüşlerini aktarmasına olanak verir.

Mutluluk: Maupassant öyküleri karşımıza ani ve sürprizli gelişmeler çıkartarak bizi şaşırtırlar.

Kitabı okuyanlar 177 okur

  • Burak Akçora
  • Sevde Sena Aydın
  • Yağmur
  • Özlem
  • Selin Karasu
  • Ümmü Erdaş
  • Romankolik
  • Emrah Umaç
  • Işık yılmaz
  • Lotus

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%4.3
18-24 Yaş
%19.6
25-34 Yaş
%52.2
35-44 Yaş
%15.2
45-54 Yaş
%4.3
55-64 Yaş
%4.3
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%66.3
Erkek
%33.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37.5 (12)
9
%6.3 (2)
8
%28.1 (9)
7
%6.3 (2)
6
%9.4 (3)
5
%0
4
%6.3 (2)
3
%3.1 (1)
2
%0
1
%0