Ix Sondası’nı geliştiren teknolojiyle üretilmiş ama zararsız bir icattı. Buro sadece tabloyu değil, ressamı da restore etmişti; Van Gogh'un tabloyu yaparkenki hislerini fırça darbelerinden yola çıkarak bulmuştu. Hepsi o fırça darbeleriyle yakalanmış, insan hareketleriyle oraya kaydedilmişti.
Odrade tablonun yapılışına öyle çok kez tanık olmuştu ki artık kendi başına onu çizebilirmiş gibi geliyordu.
Teg'in yaptığı suçlamadan az sonra bu deneyimi hatırlayınca, o tablonun gözünde canlanmasının, kendisini hâlâ büyülemesinin sebebini hemen anladı. His projektörünün çalıştığı o kısa sürelerde, her seferinde kendini tamamen insan gibi hissetmişti; o köy evlerini gerçek insanların yaşadığı mekânlar olarak algılamış ve deli Vincent Van Gogh'un şahsında duraksayan, kendini kaydetmek için duraksayan canlı zincirin eksiksiz bir şekilde bilincine varmıştı.
Taraza'yla Lucilla, Teg ile Orade'nin iki adım ötesinde durdular. Taraza'nın nefesi sarımsak kokuyordu.
"Durup bir şeyler atıştırdık," dedi Taraza. "Siz bir şey ister misiniz?"
Kesinlikle çok ters bir soru sormuştu. Odrade, Teg'in kolunu bıraktı. Çabucak sırtını dönüp yeniyle gözlerini sildi. Tekrar Teg'e bakınca adamın yüzünde şaşkınlık gördü. Evet, bunlar gerçek gözyaşlarıydı! diye düşündü.
"Burada yapabileceğimiz her şeyi yaptık sanırım," dedi
Taraza. "Rakis'e gitme vaktin geldi, Dar."
"Geldi de geçiyor bile," dedi Odrade.