Çiğdem Şahin

Çiğdem Şahin
@Cgdmce58
Geçici emekli gıdacı tam zamanlı anne olarak kitap okumayı seven bir çocuk yetiştirmeyi hedefleyen çoğunluktan herhangi biriyim
Sigmund Freud, bundan yüz yıl önce bilinçdışı süreçlerin, biz hiç fark etmeden düşünce ve davranışlarımızı etkilediğini, adeta kaderimizi yazdığını söyledi. Yıllardır öyle hikâyeler dinliyorum ki, Freud'a hayranlığım giderek artıyor. Aslında kaderimizi, dünyaya geldiğimiz günden itibaren yaşadıkça doldurduğumuz bilinçdışımız yazıyor. Tanrı, belki de kaderimizi bize yazdırıyor. Bebeklikten başlayarak, yaşadığımız her gün anılarımızdan oluşan bir hazine biriktiririz içimizde. Çoğunu hatırlamayız bile ama bilinçdışı unutmaz, her şeyi bir bir kaydeder. Her birimiz çok farklı şeyler için övülmüş, yine farklı durumlarda utandırılmış, cezalandırılmışızdır. Kimileri parmağını bile oynatmasına gerek kalmadan kolayca sevilmişken, kimi ömrü boyunca çok gayret etse de bu mutluluğa bir türlü erişememiştir. Kimi huzuru taze ekmek kokusunda bulurken, bu koku kimilerine aç kaldığı günleri hatırlatır. Yani yedi kuşak önceden bize kadar gelen uzun, ince, kişiye özel bir yoldur bu.
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Geçmişimize iyi bakabilsek, nerede, ne zaman ve neyi sürekli tekrar ettiğimizi görebilsek, bir falcı gibi geleceğimizi okuyabiliriz. Ben bu tekrarları annemin çocukluğumda ördüğü çeşit çeşit dantellere benzetirim. Her birinin başka bir motifi vardı. Annem önce o motifi çıkarır, sonra da onu tekrar tekrar örerek çok güzel masa veya sehpa örtüleri yapardı. İnsanların kaderi de böyledir. Hep aynı motifi tekrar tekrar yaşayarak bitiririz ömrümüzü. Her tekrarda, bu sefer doğruyu bulacağımızı sanırız. Aslında doğru, aynı motifi tekrar tekrar örerek değil, motifi değiştirerek bulunabilir. O motifi bir görebilsek, ah bir görebilsek... Sonra da kenarından da olsa az biraz değiştirebilsek, hayatımız ne kadar farklı olurdu.
Alıntı
Mutsuzluğunu kadere yükleme. Savaş onunla. Mutluluğun peşine düş. Her yerde ara onu. Mutluluk emekle, çabayla, birikimle, acı çeke çeke gelir insana. Üstelik her emek, her çaba, her birikim, her acı mutluluk getirmez. Her şeyden önce hayatı mutlu bir insan olarak yaşamaya karar verenlere, bundan hiç vazgeçmeyen cesur ve tutkulu insanlara gelir sadece.
Sayfa 145·Kitabı okudu
Alıntı
Kitap romantiktir; kitap okuyan insan da öyle... Yalnızca kitaba bütünüyle dalmış insanlardan yayılan o aura... O duygu... O bakış... Dünyadaki en mahrem ve en sessiz değişim, kitap okuyan insanın içinde yaşanır. Ve o kişi, yalnızca o haliyle bile, benim için en romantik imgeye dönüşür. Bu yüzden ben de o imgenin içine, en azından bir kez, girmek isterim.
Ix Sondası’nı geliştiren teknolojiyle üretilmiş ama zararsız bir icattı. Buro sadece tabloyu değil, ressamı da restore etmişti; Van Gogh'un tabloyu yaparkenki hislerini fırça darbelerinden yola çıkarak bulmuştu. Hepsi o fırça darbeleriyle yakalanmış, insan hareketleriyle oraya kaydedilmişti. Odrade tablonun yapılışına öyle çok kez tanık olmuştu ki artık kendi başına onu çizebilirmiş gibi geliyordu. Teg'in yaptığı suçlamadan az sonra bu deneyimi hatırlayınca, o tablonun gözünde canlanmasının, kendisini hâlâ büyülemesinin sebebini hemen anladı. His projektörünün çalıştığı o kısa sürelerde, her seferinde kendini tamamen insan gibi hissetmişti; o köy evlerini gerçek insanların yaşadığı mekânlar olarak algılamış ve deli Vincent Van Gogh'un şahsında duraksayan, kendini kaydetmek için duraksayan canlı zincirin eksiksiz bir şekilde bilincine varmıştı. Taraza'yla Lucilla, Teg ile Orade'nin iki adım ötesinde durdular. Taraza'nın nefesi sarımsak kokuyordu. "Durup bir şeyler atıştırdık," dedi Taraza. "Siz bir şey ister misiniz?" Kesinlikle çok ters bir soru sormuştu. Odrade, Teg'in kolunu bıraktı. Çabucak sırtını dönüp yeniyle gözlerini sildi. Tekrar Teg'e bakınca adamın yüzünde şaşkınlık gördü. Evet, bunlar gerçek gözyaşlarıydı! diye düşündü. "Burada yapabileceğimiz her şeyi yaptık sanırım," dedi Taraza. "Rakis'e gitme vaktin geldi, Dar." "Geldi de geçiyor bile," dedi Odrade.
Sayfa 190·Kitabı okudu
Alıntı