Ne yazdığımız, ne yaşadığımız değil, belki de neye inandığımız bizim gerçekliğimizi var ediyor. Kim neye ne kadar inanıyorsa, o o kadar gerçek çünkü herkes tek bir gerçeklikte değil, kendi gerçekliğinde yaşıyor.
Ilık zamanların gelmesi uzun sürdü
Koyu bir kalabalık
Kanım sıcak, tenim ılık
Uçurtmalar koşuşuyor etrafta
İnsanlar çok konuşuyor
Özlem perdenin ardında
Bir görünüyor bir kayboluyor
Ne zaman dalsam uykuya
Onun yanında uyanmanın verdiği his
Beni bir manzaranın içine sokuyor
Bir penceresi var
Çığlıklar susmuyor
Bir üşüme geliyor gidiyor
Kıskançlık bir kuyunun dibine benziyor
O dip hiç görünmüyor
Sen ona bakıyorsun
O belki sana bakıyor
Gülüşler kovalanıyor
Saatler harcanıyor
Kocaman bir tarak tutuyor elinde
Kır saçlarını hızlı hızlı tarıyor
Öyle seviyorum ki o saçları
Bir biliyor, bir unutuyor
Sanıyorum ki unutmak meselesi
Belli bir yaştan sonra dert olmuyor
İnsanın ruhu kaybolmadan
Bedeni aramaya devam ediyor