Bir sanat eserinin karakteri ne kadar hayal ne kadar gerçektir? İnce Mehmet’i bir gün karşımızda görsek ne kadar şaşırırız? Hayatın kendisinden esinlenen bir eserin kahramanına, gerçek hayatta rastlamak ne kadar imkansızdır? Hayat insan hayal ettiği için mi var?
Okuma Grubum tarafından belirlenen bir kitap olması vesilesi ile tanıştım Varolmayanlar’la ve yazarı Doğu Yücel’le… Bir okuma grubunda yer almanın en önemli yanı, kendi pencereniz ve ilgi alanınız dışında kalan iyi eserleri de fark etmenizi sağlaması. Kitap tercihlerimde, kendi kıstaslarımla ilerlesem ne bu yazar ne de bu kitapla tanışmak durumunda kalmayacaktım.
Varolmayanlar Fantastik kategorisine girebilecek bir kitap. Sıradan ve tekdüze bir yaşama sahip bir işadamının, dikkatini dağıtıp migren ağrısı ile baş etmek için kaleme aldığı birkaç hikayenin gerçekleştiğini fark etmesi ile hareketlenen bir hikaye. Bu hikâye girişimlerinin sonunda, kahramanımız, babasının yakın bir arkadaşı ile gizli bir sığınakta buluşup varlığına dair sırları öğrenmesi ile yepyeni bir hayata yelken açmaya başlıyor. Artık yaşamı tekdüze olan bir insan değil, gerçekçilerle hayalcilerin savaşında gizli güçlere sahip bir varolmayandır.
Hikayenin arka planını oluşturan gerçekçiler-hayalciler savaşı ve bu savaşın mağara duvarlarına yapılan resimlerden başlayan serüveni oldukça inandırıcı bir altyapıya sahip. Özellikle hayalcilerin Tanrıları bir karakter olarak yaratması ve ardından gerçekçilerin bu yaratıcıyı dünyaya düzen vermek için şekillendirmesi teorisi oldukça ilginçti.
Bu fantastik hikâye, kendi içinde gelgitleri ile devam ediyor. Kitabın kahramanı, bir dönem bir varolmayan olduğunu kabullenirken, ardından sahte bir dinin kurucusunun oğlu olduğuna ikna edilmeye çalışılıyor. Ama neticede yaratılmış ama gerçeğin içine sızmış bir