Ç

Bundan yıllar sonra, sosyal bilimciler George ve Tirril'in depresyonun nedenlerini araştırmak için kullandıkları tekniklerin aynısını Bask bölgesi ve Zimbabve kırsalı gibi bambaşka yerlerde uyguladılar. Bu etmenlerin dünyanın her yerinde insanları depresyona sürüklediğini -ya da depresyondan koruduğunu- keşfettiler. İspanya kırsalında depresyon çok azdı - çünkü insanları koruyan güçlü bir topluluk vardı ve travmatik deneyimler azdı. Zimbabve'de depresyon çok fazlaydı - çünkü insanlar daha sık travmatik deneyimler yaşıyorlardı: Örneğin çocuk sahibi olamayan bir kadın evinden ve topluluğundan kovulabiliyordu. (Bu kitap için araştırma yaparken Zimbabve kırsalına bizzat gittim ve bunu kendi gözlerimle gördüm.)
Sayfa 70
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Rakamlarla uğraşırken George ve Tirril yoksulluk içinde yaşayan insanların depresyona girme ihtimalinin daha yüksek olduğunu keşfetmişti ancak verilere göre yoksulluğun depresyona neden olduğunu söylemek fazla inceliksiz bir ifade olacaktı. Hayır, daha incelikli bir süreç söz konusuydu. Yoksulluk içinde yaşayan insanların depresyona girme ihtimalinin daha yüksek olmasının sebebi ortalamada daha çok uzun vadeli strese maruz kalmaları, daha fazla olumsuz olay yaşamaları ve hayatlarında daha az dengeleyici unsur bulunmasıydı. Ama temelde yatan dersler zengin fakir herkes için geçerliydi. Ciddi strese maruz kalan ya da başına korkunç bir şey gelen herkeste biraz umutsuzluk olur, ama stres ya da kötü olaylar uzun süre devam ettiğinde ortaya "genelleşen umutsuzluk" çıkıyor, diyor Tirril. Umutsuzluk bir yağ tabakası gibi hayatınızın tamamına yayılıyor ve pes etme isteği baş gösteriyor.
Sayfa 70
Kültürümüzde bize depresyonun akıldışılığın nihai biçimi olduğu söyleniyor: İçeriden öyle hissettiriyor, dışarıdan da öyle görünüyor. Oysa George ve Tirril'in vardığı sonuç, o zaman yazdıklarına göre, "klinik depresyonun yaşanan zorluklar karşısında anlaşılır bir yanıt olduğu" idi. İş bulamayan bir adamla bitmiş bir evliliğin içine hapsolmuş, sağ kalmak için çırpınan, daha iyi bir hayat ihtimali olmayan Bayan Trent'i düşünelim hayatının ilelebet stres dolu, neşeden yoksun bir debelenmeden ibaret olacağı kesindi. Depresyona girmesinde "kusurlu" olanın "kişinin kendisinden ziyade çevre" olduğunu söylemek daha mantıklı değil mi, diye soruyordu George ve Tirril
Sayfa 69
George böyle muazzam bir etki görmeyi beklemiyordu. Sonuçları sindirmeye çalışırken onca yıldır tanıdıkları bu kadınları yeniden düşünmeye başlamışlardı. Depresyonun aslında beyinle değil, önemli ölçüde hayatınızla ilgili bir sorun olduğunu kanıtlamışlardı. Çalışmaları yayımlandıktan sonra, genel anlayışı özetleyen bir profesör, anlayışımızda "bir kuantum sıçraması" gerçekleştiğini söylemişti.
Sayfa 69
Başınıza gelen her kötü olayın, stres yaratan her etmenin, eksik kalan her desteğin depresyon riskini gitgide daha fazla artırdığı anlaşılıyordu. Durum karanlık ve nemli bir yere mantar bırakmak gibiydi. Sadece karanlık ya da sadece nemli bir yere bırakılmasına kıyasla daha fazla büyümekle kalmaz, her ikisinin toplamından daha fazla büyürdü bu mantar.
Sayfa 69