Bazı şeyler vardır, sözler, renkler, insan yüzleri ya da bir taş parçası, bir pencere, saçma maçma, böyle hafızanıza yer eder. İsteseniz de atamazsınız.
Olgubilimsel olarak, bireyi içinde yaşadığı toplumun koşullarından soyutlamadan, ama yalnızca onların varlığıyla da belirlemeden, bu davranışı bir tepkisizlik olarak görebiliriz. Niçin bir tepkisizlik? Çünkü sokaktaki adam, ya da kentli halk, içinde yaşadığı ortama, giderek kendine yabancılaşmıştır ve buna koşut olarak belli bir almaşığı yoktur. Hepimizin bildiği gibi, almışığın olmadığı durumlarda tepki beklenemez. Ne bireysel ne kitlesel.
İstanbul’un görüngebilimsel açıdan, öbür kentlerden farklı bir yoğunluğu vardır. Büyük kentin, metropol insanının yalnızlığı, doğadan kopmuşluğun, yabancılaşmanın en üst kertedeki belirtisidir.