Şüphesiz ki trajik bir dönemden geçen dünyada sadece mutluluğu arzulamak, özgünlüğümüzü kaybetmemize, gerçek durumları göz ardı etmemize sebep olan hayali soyutlamalara kapılmamıza sebep oluyor. Son olarak toplumumuzun melankoliyi sistemden silme çabalarından korkuyorum. Ruhun dalgalanmaları olmadığında, arzularımızın muhteşem kuleleri yıkılmaz mıydı? Kalplerimizi yırtan senfonilerimiz yok olmaz mıydı ?
Uğursuz bir zamanda yaşıyoruz. Etrafımızda gördüğümüz her sinirli bakış, potansiyel bir felakete işaret ediyor. Çoğu sabah paranoyayla uyanıyor ve solgun güneşin altında sendeleyerek ilerliyoruz. Geceleri, korkularımız karanlığı yoğunlaştırıyor. Huzursuz zihinlerimizden, boş sokaklara dair düşler çırpınarak geçiyor. Bu belirsiz, anlaşılmaz ve muğlak dehşetin içinden geçerken, bizi korkutanın tam olarak ne olduğunu anlamak için uğraşıyoruz. Zihinlerimiz, içlerinde dönen bir sürü küresel sorunun baskısı altında. Çıkarttığımız listelerle onları anlamlandırmaya, rahatsızlığımızın sebepleri konusunda bir ipucu bulmaya çalışıyoruz.
Âlemde her bağış bu yolla olur. Suretle farklıysa da hiçbir kimsede Allah'tan başka bir şey yoktur, kendi nefsinden başka da bir şey yoktur. Bu gerçeği, Allah erlerinden az sayıda veli bilir. İşin böyle olduğuna kuşku yok. Bu gerçeği anlamış olanlara rastlarsan ona mutlaka inan. O, Allah'ın evliyası tüm erenler arasında seçkin olanıdır.
Ya bizim erkekler gibi zevk alma duygumuz, eğlence isteğimiz, zaafımız yok mu ? Bize iyi davransınlar öyleyse, yoksa bilsinler ki bize yanlış yolu gösteren kendi yaptıkları yanlışlardır.