"Kendinize güvenmediğiniz zaman değerinizi başkaları üzerinden karşılamaya çalışırsınız. Bunu yaptığınızda kim olduğunuza dair başkalarının algılarına kronik biçimde bağımlı olursunuz. Kendi içsel bilginize dayanan kararlar vermek veya seçimler yapmak yerine onları bir başkasının perspektifinden yapar ve başkalarının sizin gerçekliğinizi geçerli ya da geçersiz kılmasına izin verirsiniz."
Kitabın henüz yarısına gelmiş bulunmaktayım, fakat yorum yazmak için bitmesini bekleyemedim (kitabı tamamlayınca daha geniş bir yorum yazacağım o ayrı). Öncelikle şunu söylemek isterim ki; Can Bonomo sen ne yaptın, bu ne şahane bir romandır! :) Sürükleyici, kahkahalarla güldürüyor, an geliyor hayatın tatsız gerçeklerini şöyle bir üzerimize serperek bolca hüzünlendiriyor, sonra heyecana ve güldürmeye devam ediyor. Bundan sonrası bir miktar SPOILER içerebilir, söylemedi demeyin. Necip'in ekonomik nedenli darlanmalarını resmen iliklerime kadar hissettim. Necip'in ailesine içerledim bol bol. Necip'in kıyafet alışverişi yaparkenki ve kitaplarla tanış olurkenki (detaysız belirtmeye çalıştım, kitabı okuyanlar neleri kastettiğimi anlayacaktır) hallerine öyle kahkahalarla güldüm ki, kitabı kenara bırakıp gözlüğümü çıkarmam gerekti, o derece. Kısaca kitabın yarısına kadar her duyguyu yaşadım. Şimdilik yorumlarım bunlar. Kitap hemen bitivermesin diye de resmen azar azar okuyorum, zira okurkenki keyfi ve mutluluğu zamana yaymak istedim. Bittiğinde tekrar yazarım buraya. Ama peşinen şunu da eklemek isterim: Can Bonomo sen roman yazmaya hep devam et olur mu; sen hep yaz ki, biz de hep okuyabilelim. Bir kere tecrübe ettik bu mutluluğu çünkü, devamını da isteriz. :)
İki tip insan yaşıyordu bu şehirde. Uyuyanlar ve uyuyamayanlar. Uyuyanlar yarından korkmazlardı. Zengin ve güçlüydüler. Gündelik hayatlarında gerçekleştirdikleri aksiyonların başkalarına tezahürü umurlarında değildi. Çok geç yaşlanırlardı bu yüzden. Kanse filan olmazlardı.