Geri çekilip dudaklarıma tüy kadar hafif bir öpücük daha bıraktı ve gülümsedi.
"Umarım bunu yanlış anlayıp pembe düşler kurmazsın," diye mırıldandım.
"Şu an zihnimde dönüp duran kalpleri tahmin bile edemezsin," derken gülümsemesi sırıtmaya dönüştü.
"Roarke'un elinde bir paket çikolata vardı.
Eve" daha önce burada hiç şeker görmemiştim."
" Sürprizlerle doluyum." Roarke onu izlerken elindeki paketi sağa sola salladı." kucağıma oturursan bunu alabilirsin"
"Bu kulağa sapık ihtiyarların genç ve aptal kızlara söyleyebileceği türden bir şey gibi geliyor"
"İhtiyar değilim ben sende aptal değilsin. Roarke oturarak dizine hafifçe vurdu" Belçika çikolatası"
" Kucağında oturup bana verdiğin çikolatayı yiyor olmam beni okşayabileceğin anlamına gelmiyor"dedi Eve Roarke'un kucağına yerleşti.
"Gece yarısı telefonum çalıyor bazen, hiç konuşmuyor dinliyor sadece. Bazen bir deniz kenarında yürürken kokusu geliyor burnuma, etrafıma bakıyorum onu göremiyorum ama biliyorum ki o yanımda.Bazen esmer bir erkek çocuğu görüyorum, gözlerinin içine bakıyorum çocuğun gözlerinde görüyorum onu,uçan kuşun kanadında,yağan yağmurun tenime dokunuşunda, kürtçe bir ağıtta, bir halayda, bir Ahmet Kaya şarkısında, bir bağlamaya dokunan ince parmaklı ellerde ve tüm ez te hezdıkımlerde görüyorum ben onu..."
"Ben senin yanında olduktan sonra nerede olduğumu hiç önemsemiyorum, ben sen yanımdayken yerde miyim gökte miyim ayırt edemiyorum,bir insan bir insanı yıllar boyu hiç bıkmadan nasıl bu kadar sever bilmiyorum."