Nora Roberts (J.D. Robb)

Nora Roberts (J.D. Robb)

Yazar
8.1/10
1.121 Kişi
·
3.533
Okunma
·
152
Beğeni
·
9116
Gösterim
Adı:
Nora Roberts (J.D. Robb)
Tam adı:
Eleanor Marie Robertson
Unvan:
Yazar
Doğum:
Silver Spring, Maryland, Amerika Birleşik Devletleri, 10 Ekim 1950
Nora Roberts, ABD'li ünlü aşk ve macera romanları yazarıdır. 210'dan fazla roman yazmış, kitapları uzun süre en çok satanlar listesinde kalmış ve 35 ülkede basılmıştır. Ayrıca J.D. Robb takma adıyla 21. yüzyılda geçen Ölüm Serileri - In Death - adında polisiye aşk romanları da yazmaktadır.

Silver Sipring Maryland ABD’de beş çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak doğdu. Rahibelerin disiplini altındaki katolik okulunda okuduktan sonra genç yaşta evlendi ve Keedysville Maryland’e yerleşti. Kısa bir süre hukuk alanında sekreter olarak çalıştı. İki oğlu doğduktan sonra işini bıraktı ve evde farklı uğraşlar edindi.

Çok okuyan bir ailede yetişen Nora Roberts’ın, okumadığı ya da kafasında hikâyeler uydurmadığı zamanlar yok gibiydi. Böylece bir kalem ve bir defter alarak bu hikâyeleri yazmaya başladı. İlk denemeleri pek çok yayınevi tarafından red edildikten sonra, 1981 yılında ilk kitabı Irish Thoroughbred Silhouette yayınevi tarafından basıldı. Esas çıkışını ise MacGregor Ailesi'nin maceralarını anlattığı serinin ilk kitabı, Playing the Odds ile 1985 yılında yaptı.

Nora, marangoz olan ikinci kocası Bruce Wilder ile evine kitap rafları yaptırmak istediği zaman tanıştı. Çift 1985 yılının Temmuz ayında evlendi. O günden beri evlerini genişlettiler, bir kitapçı dükkânı açtılar ve sık sık seyahat ediyorlar. Tarihi bir oteli satın alarak yeniden restore ettiler ama 2008 yılında, açılışına birkaç ay kala, çıkan bir yangında otel tamamen yandı. Nora ve Bruce vazgeçmeyerek, bu sevdikleri yeri, yeniden inşa ettiler ve 2009 yılının Şubat ayında açılışı gerçekleştirdiler. 

Hayatı boyunca Nora’nın etrafı, hep erkeklerle çevrili olmuştur. Sadece evin en genci değil, aynı zamanda ailesinin tek kızıydı. İki oğlan çocuğu yetiştirdi. Bu yüzden erkek kafa yapısına iyi bir bakış açışı geliştirerek, romanlarında okuyucularına inanılmaz tatlar bırakıyor.
Nora yazdığı kitaplar ile, yayın dünyasından ve meslektaşlarından pek çok ödül kazanmıştır. Ayrıca seri halinde yazdığı kitaplar için şöyle demiştir:
“İlişkiler kitaplarımda daima anahtar rol oynamıştır. Aile hayatının hareketliliği, paylaşılan ve gelişen ortak hikâyeler beni cezbetmiştir. Birbirine bağlı kitaplarımda, karakterler daima önce gelir. Eğer hikâyelerini anlatmam için beni zorlamazlarsa, okuyucunun ilgileneceğine inanmam. Kitaplar boyunca ilerleyen, bir çizgi, bir konu ya da bir soru vardır ve sonunda çözülür. Karakterler, aralarındaki ilişkiler geliştikçe ve aşk ortaya çıktıkça her bir kitap kendi içinde tek olmalıdır ama okuyucunun istediğine inandığım şekilde birbirine bağlı olarak devam etmelidir.” 
"Okumayı sever misiniz..?"
"Bana bir kitap verin ve iki saat sessiz bir yerde oturabilmemi sağlayın, bütün sıkıntılarımı unuturum..."
"Kaderin önüne geçemezsin, Eve. Adımları izlersin, planlarsın ve çalışırsın; sonra bir bakarsın, kader kendi bildiğini okur ve seni aptal yerine koyar. Bazen hile yapabiliriz veya yaptığımızı sanabiliriz ama çoğunlukla her şey zaten baştan planlanmıştır. Bazıları için, kanla yazılmıştır. Bu duracağımız anlamına gelmez ama her şey için kendimizi suçlayarak rahatlayacağımız anlamına da gelmez."
Nora Roberts (J.D. Robb)
Sayfa 254 - Epsilon Yayıncılık - Roarke
392 syf.
Dünyaca ünlü bir yazar olan ve sadece sitede bile 39 kitabı bulunan Nora Roberts'in bu kitabı kendisinin yazdığına inanasım gelmiyor. Aslında 3 kitaptan oluşan serinin ikinci kitabı için (her ne kadar olumsuz eleştiri yapmayı pek sevmesem de) yorumum tek kelimeyle "sıkıcı". Kitap bende gereksiz detaylarla sayfa sayısı artırmak için, kar amaçlı yazılmış hissi uyandırdı. Bu kitapla çok satanlar listesine girmesi sırf ismi sayesinde olmuş diye düşünüyorum. Yazarın ilk bu kitabını okumuş olsaydım kesinlikle son olurdu.
335 syf.
·4 günde·Beğendi
'Anahtar Üçlemesi' serisinin ikinci kitabı olan 'Bilgeliğin Anahtarı' fantastik, romantik, macera, gizem ve aşkın harmanlanmış, sürükleyici olay örgüsüyle her ne kadar birinci kitaptan dolayı olayların gelişimi ve sonucu tahmin edilse bile heyecanla okunuyor.Kitabın baş karakteri olan kütüphane görevlisi ve tam bir kitap aşığı olan Dana, sıra kendisinde olduğu için arkadaşlarının yardımı ile anahtarı bulmaya çalışıyor.
İlk kitabı okuyanlar bu anahtarın ne olduğunu bilir, okumayanlara da birinci kitaptan başlamaları tavsiye edilir :) "Yok ben bu kitaptan başlayacağım" diyorsanız, yazar kitabın bir kaç sayfasında yeterince özet geçmiş ve olayı az çok kavrayabilirsiniz.
Benim tavsiyem 'Işık'tan sonra 'Bilgelik'e uğramanız, ben de 'Cesaret'e gidiyorum...
456 syf.
·5 günde·Beğendi
Nora Roberts kitaplarında aşk temasını esas alarak polisiye, gerilim veya fantastik kurguyla okuyucuya sunar.
Bu kitapta da psişik güçleri olan genç kadın, küçükken yaşadığı ve çok acılar çektiği kasabasına geri döner. Sekiz yaşında bataklıkta buluşmak için anlaştığı halde babasından dayak yediği için arkadaşının yanına gidemeyen Tory, Onun bedeninde uyanarak öldürülmesine şahit olur. Berbat bir halde koşup, arkadaşının ailesine haber verir. O günden sonra kendine gelmesi ve babasının işkencelerinden kurtulması hayli zaman alır. Sonunda başarır ve arkadaşının katilini bulmak için kasabaya yeniden döner. Hem katili hem de hayatının aşkını bulur.
Fakat katili asla tahmin edemezsiniz. Çünkü çok saçma biri. İpucu vermeden saçma dememin sebebini açıklayamam. Ama gerçekten 'yok artık' dedirtecek bir son olmuş.
Hayranı olduğum yazarların kitaplarına, beklentimin altında da olsa öncekilerin hatırına yaklaşımım olumludur. Fakat bu kitap için bunu diyemem. Belki yazarın ilk kitaplarındandır. Tarz ve hikaye güzel fakat kitabın genelinde bir yavanlık var. Hele sonu... Katil uşak olsa bundan iyiydi :)
345 syf.
·2 günde·Beğendi
Nora Roberts kitaplarında ki ortak özellik aşkı, kadın ve erkek açısından duygu karmaşaları arasında yaşatıp, sorgulatıp ve mutlu sonla işlemesidir. Bunun yanı sıra gizem ve polisiye gibi kurguları da kitaplarına katarak güzel eserler yazmasıdır.
Yazarın bu kitabında yarı fani, yarı ölümsüz üç kızın ruhlarını, hapsoldukları kutudan kurtarmak için seçilen ölümlü üç kadına, bu kutuyu açacak üç anahtarı bulmaları teklif ediliyor. Bu teklif ne kadar saçma görünse de kabul ediyorlar. Ve kura ile ilk talihli(!) belli oluyor ve böylece kızlar, gerçek dünyanın içinde yüzyıllar öncesinden saklanmış bir anahtarın, nereden ve nasıl bulunabileceği hakkında hiç bir fikirleri olmadan, elele vererek aramaya başlıyorlar.
'Anahtar üçlemesi' serisinin ilk kitabı olan 'Işığın Anahtarı' nda fantastik kurgu eklemesinin yanı sıra mitolojik karakterler de kullanan yazar, gerçek olayların içine bu öğeleri öyle ustaca yerleştirmiş ki sanki olabilirmiş gibi okuyorsunuz.
437 syf.
·4 günde·Beğendi
Cinayet sahnesi canlandırılan bir oyunun gerçeğe dönüşmesi...
Bir tiyatro dolusu görgü şahidi...
Kurbandan nefret eden onlarca kişi...

Teğmen Eve Dallas,  kocası Roarke'in sahibi olduğu tiyatroda, Agatha Christie'nin 'Beklenmeyen Şahit' oyununun ilk sahnelendiği gece, kocası ile birlikte izleyiciler arasındadır. Gösterilen oyunda öyle bir cinayet sahnesi vardır ki; yapılan ufak bir değişiklik ile oyun gerçeğe dönüşür ve başrol oyuncusu ölür. Yetenekleri rol yapmak, başka insanları oynamak olan bu tiyatrocular arasından, gerçek katili bulmak hayli zor olacaktır. Zeki ve keskin görüşlü Teğmen Dallas yardımcı ekibi ve her zaman kendisine destek olan Roarke'in yardımları ile olayı çözmek için uğraşır.
Hakkını vermeliyim Nora Roberts'in, Eve Dallas serisinin her bir kitabı, gerçekten başarılı ve ustaca kurgulanmış. Bu kitabında fazlaca  macera ve heyecan olmasa da, yap boz parçalarının bir araya getirilmesi gibi sabır ve zekâ ile yoğrulmuş bir kurgu var.
Eve Dallas serisi kitapları, polisiye tarzda okumaktan hoşlandığım, hiç bir zaman da beklentimi boşa çıkarmamış kitaplardandır.
415 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Baştan sona mükemmel bir seriydi. Okumaktan inanılmaz keyif aldım, bitmesin diye umdum ve her ne kadar da okumamı yavaşlatmaya çalışsam da kitabın istediğimden hızlı bitmesine engel olamadım.
Bu kitabı okumaya çok önyargılı ve korkarak başladım. İlk iki kitabı çok beğenmiştim ve son kitabın onlar kadar olamayacağı şüphesi içimi kemiriyordu. Yanılmışım. İyi ki de yanılmışım. Kan Büyüsü, önceki iki kitap kadar iyiydi. Hatta kusursuzdu.
Sayfalar su gibi akıp gitti. Hiçbir yerinde sıkılmadım. Hiçbir yerinde bunu böyle yapsaymış daha mı iyi olurdu diye düşünmedim. Hiçbir yerinde ama burada da biraz saçmalamış demedim. Sadece sonuna doğru acele bir son geliyor diye düşündüm ama kitabı bitirdikten sonra tek söyleyebileceğim yazarın bu işi bildiği.
Onları çok sevdim. Üçlü, üçlünün üçlüsü ve asıl üçlü… Karakterlerin birbirleriyle olan bağları, üçlünün ve Fin’in hayvanlarla iletişim kurabilme biçimlerini, Branna’nın yemek tariflerini ve atölyesini, Boyle’nin sevgi ve sadakatini, Iona’nın neşeli halleri ile iyimserliğini, Connor’un yemeğe olan düşkünlüğü ile bağlılığını, Meara’nın cesareti ve tutkusunu ve Fin’in aşkından vazgeçmeme gücü ile kendinden emin olmasını özleyeceğim. Ayrıca Brannaugh, Teagan ve Eamon’u… ve Kara Cadı’yı… Hepsini çok özleyeceğim ve sanırım bir süre daha onları düşüneceğim. Günlük hayatları, şimdi ne yaptıkları, ne yedikleri gibi basit şeylerle aklımı uzun bir zaman meşgul edeceğim. Bir kitaba girebilme gücüm olsa sanırım hiç düşünmeden seçebileceğim bir kitap olurdu. Onların sevgisini ve yakınlıklarını açık ve net bir şekilde kıskandığımı söyleyebilirim. Bu da sanırım yazarın başarısı.
Fantastik kitap sevenlere tavsiyemdir. Mutlaka bu seriyi okuyun.
479 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Seriyi ne denli beğendiğimi yorumlarımda belirtmiştim. Serinin Türkçeye çevrilen en son kitabını henüz edinmedim. Ama yazarın biyografisinde Eve Dallas serisini 34 roman+ hikaye şeklinde yazdığı belirtiliyor ki bu çok mantıklı. (Ama ne yazık ki bizde bu son romanla birlikte 17 tanesi var sadece.) Seri polisiye özelliğinin yanı sıra güzel bir romantik hikayeyi ve onlarca yan kahramanının hikayeleriyle harika bir kurguyu içinde barındırıyor. Ve her bir romanda hikayeler telaşsız bir sakinlikle ağır ağır ilerliyor. İşte bu nedenle yazarın seriyi bu denli çok sayıda romanla ilerletmiş olması çok mantıklı.
Her bir romandaki cinayetlere ya da karakterlerin yaşamlarındaki gelişmelere değinmek yersiz geldiğinden değerlendirme için son romanı beklemiştim. Ve şimdi o an geldi:)
En başta serinin türü bakımından yaklaşırsak romanlardaki cinayetlerin kurguları, katillerin motivasyonları, yakalanma süreçleri çok keyifli bir okuma sunmuştu bana göre. Bazılarında olayın en başında katil/katilleri tahmin etmiş olmak süreçten aldığım keyfi kesinlikle azaltmadı. Her bir romanla birlikte çözüm sürecine dahil olan yeni karakterler ana karakterler kadar özençli ele alınışlarından ve en az Eve Dallas kadar sisteme ve adalete inanç beslemelerinden olayların akışına tat katmışlardı. Bazı cinayet kurguları ufaktan aşinalık hissi verse de kesinlikle bana rahatsızlık vermedi.
16.kitap itibariyle seri öyle bir yerinde kalmıştı ki tırnaklarımı kemire kemire internette serinin diğer kitaplarının aslında basılmış olduğu ama bir şekilde benim HENÜZ ulaşamayacağım bir noktada bulundukları saplantısını doğrulamak amacıyla uzun zamanımı harcadım. Ne yazık ki 17 kitap haricinde çevrilen birşey yoktu. Dediğim gibi yazar sakin sakin her bir romanda Eve Dallas'ın sadece bir ayını anlatarak yazmış durmuş. Hal böyle olunca milim milim işlemiş kahramanın hayatına dair ne varsa. Son romanda Eve Dallas'ın bir seneden fazla bir zamandır evli olduğu eşi Roarke kendi hayatına dair inanılmaz bir bilgiye ulaşarak ciddi bir sarsıntı yaşarken bu sancılı süreç Eve ile arasında ciddi bir evlilik krizine dönüşür. Çift bu evreyi birbirlerine duydukları sevgi ve birbirleri için verecekleri tavizler doğrultusunda başarıyla atlatacaklardır. Bir yandan etraflarında mutlu birlikteliklere yelken açan arkadaşları diğer yandan Eve'in en yakın dostunun hamilelik süreci ikilinin birlikteliklerini yaşadıklarıyla birlikte bir arada iki insan oluştan bir hayatı paylaşmaya doğru hızla yönlendirmektedir.
Eve Dallas karakteri pek çok dizi ve filmde karşımıza çıkmış bir tipleme aslında. Sorunlu ve yalnız bir geçmişten kopup gelen, sahip olduğu tek şey mesleği olan güzel, güçlü, anti sosyal bir kadın polis. Mesleği artık var olma sebebi haline gelmiştir ve hayatına zaten anlamını bilmediği dostluk, arkadaşlık, aşk gibi tüm mevhumlar uzaktır. Ama gün olur hesapsızca tüm bunları bir anda hayatında bir erkekle birlikte paket halinde kucağına düşüvermiş bulur. Ve sonrasında bu değerlerin tek tek anlamlarını kavrayıp usul usul yüreğine sızmış olan güzelliklerini kaybetmeden nasıl sahip çıkması gerektiğini öğrenmek için uğraşırken bulur kendisini.
Hala tavsiye ediyorum. Mümkünse (bence muhakkak) set halinde alınıp/edinilip okunulmasını. Ve ilgili yayınevlerimize rica ediyorum; serinin kalan tüm kitaplarını da çevirip yayınlayın LÜTFEN.
415 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Kara Cadı serisinin üçüncü kitabı olan eser, kaldığı yerden devam ediyor. Aydınlık karanlığa karşı...

Branna kendine ve kardeşi Connor'a atalarından kalan mirası aydınlık ve sevgi adına kullanmaya devam ederken, kuzeni Iona ve Boyle evlenince yaşayacakları evin inşaatına başlamakla uğraşıyorlardı...

Branna atası kara cadı Sorcha'nın karanlık güçlerin efendisi olan Cabhan'a yaptığı büyü ile hem kendi çocuklarını hem de onlardan sonra gelecek olan, Branna, Connor ve Iona'yı bu karanlık efendinin laneti ile mühürlemişti. Bu cadı üçlüsü Cabhan'ı büyüler, zehirler ve iksirler ile nasıl yeneceklerinin planlarını yaparken, Cabhan, kendi kanını taşıyan Finbar'ı en zayıf halka olarak görmeye devam etmekteydi...

Branna ne kadar karşı koymaya çalışsa da Finbar onun geçmişine ait aşkı olarak, düşmanının kanını taşıyan adam olmaya devam ediyordu. Bu lanet vücuduna bir mühür olarak işlenmişti...

Cabhan her an onlara saldırmak için büyülü evin etrafında görülmekten artık çekinmiyordu. Finbar yıllar sonra öğrendiği gerçeği hazmetmeyi başarabilecek miydi ?

Branna, Cabhan'ı yenmek için ona güç veren iblisin ismini bulmaya çalışırken, rüyalarının ona yol göstermesini ve Cabhan'ın zihnini okumayı diliyordu. Artık bu laneti kaldırmak için doğru zamanı bekliyorlardı. Branna, kendi üçlüsü, Finbar ile ilk üçlünün de katılacağı bu büyük savaşa artık hazırdı. Kalbinin ve duygularının ona yol göstermesini ve hata yapmamayı dilemekteydi...

Nora Roberts, masalsı anlatımı ile aşkı, büyüleri, iksirleri dostlukları harmanlayıp soluksuz okunacak olan eserini, yine biz okuyucuların, bitmesin diye dua etmemizi sağlayacak kadar güzel tamamlamış...

Yazarın biyografisi

Adı:
Nora Roberts (J.D. Robb)
Tam adı:
Eleanor Marie Robertson
Unvan:
Yazar
Doğum:
Silver Spring, Maryland, Amerika Birleşik Devletleri, 10 Ekim 1950
Nora Roberts, ABD'li ünlü aşk ve macera romanları yazarıdır. 210'dan fazla roman yazmış, kitapları uzun süre en çok satanlar listesinde kalmış ve 35 ülkede basılmıştır. Ayrıca J.D. Robb takma adıyla 21. yüzyılda geçen Ölüm Serileri - In Death - adında polisiye aşk romanları da yazmaktadır.

Silver Sipring Maryland ABD’de beş çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak doğdu. Rahibelerin disiplini altındaki katolik okulunda okuduktan sonra genç yaşta evlendi ve Keedysville Maryland’e yerleşti. Kısa bir süre hukuk alanında sekreter olarak çalıştı. İki oğlu doğduktan sonra işini bıraktı ve evde farklı uğraşlar edindi.

Çok okuyan bir ailede yetişen Nora Roberts’ın, okumadığı ya da kafasında hikâyeler uydurmadığı zamanlar yok gibiydi. Böylece bir kalem ve bir defter alarak bu hikâyeleri yazmaya başladı. İlk denemeleri pek çok yayınevi tarafından red edildikten sonra, 1981 yılında ilk kitabı Irish Thoroughbred Silhouette yayınevi tarafından basıldı. Esas çıkışını ise MacGregor Ailesi'nin maceralarını anlattığı serinin ilk kitabı, Playing the Odds ile 1985 yılında yaptı.

Nora, marangoz olan ikinci kocası Bruce Wilder ile evine kitap rafları yaptırmak istediği zaman tanıştı. Çift 1985 yılının Temmuz ayında evlendi. O günden beri evlerini genişlettiler, bir kitapçı dükkânı açtılar ve sık sık seyahat ediyorlar. Tarihi bir oteli satın alarak yeniden restore ettiler ama 2008 yılında, açılışına birkaç ay kala, çıkan bir yangında otel tamamen yandı. Nora ve Bruce vazgeçmeyerek, bu sevdikleri yeri, yeniden inşa ettiler ve 2009 yılının Şubat ayında açılışı gerçekleştirdiler. 

Hayatı boyunca Nora’nın etrafı, hep erkeklerle çevrili olmuştur. Sadece evin en genci değil, aynı zamanda ailesinin tek kızıydı. İki oğlan çocuğu yetiştirdi. Bu yüzden erkek kafa yapısına iyi bir bakış açışı geliştirerek, romanlarında okuyucularına inanılmaz tatlar bırakıyor.
Nora yazdığı kitaplar ile, yayın dünyasından ve meslektaşlarından pek çok ödül kazanmıştır. Ayrıca seri halinde yazdığı kitaplar için şöyle demiştir:
“İlişkiler kitaplarımda daima anahtar rol oynamıştır. Aile hayatının hareketliliği, paylaşılan ve gelişen ortak hikâyeler beni cezbetmiştir. Birbirine bağlı kitaplarımda, karakterler daima önce gelir. Eğer hikâyelerini anlatmam için beni zorlamazlarsa, okuyucunun ilgileneceğine inanmam. Kitaplar boyunca ilerleyen, bir çizgi, bir konu ya da bir soru vardır ve sonunda çözülür. Karakterler, aralarındaki ilişkiler geliştikçe ve aşk ortaya çıktıkça her bir kitap kendi içinde tek olmalıdır ama okuyucunun istediğine inandığım şekilde birbirine bağlı olarak devam etmelidir.” 

Yazar istatistikleri

  • 152 okur beğendi.
  • 3.533 okur okudu.
  • 30 okur okuyor.
  • 1.521 okur okuyacak.
  • 11 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları