Ona itiraz edeceğimi -yani kendime itiraz edeceğimi- asla aklımdan geçirmezdim. Şimdiyse kendime soruyorum: Ne demeye ev hayatını dışarıdaki hayata, derin düşünceleri havailiklere, fedakarlığı hırsa yeğledim? Etrafımı mutlu etmekten başka düşüncem yoktu….
Artık hiçbir şey bilmiyorum. Yalnızca kim olduğumu değil, nasıl olmam gerektiğini de bilmiyorum. Siyah ile beyaz birbirine giriyor, dünya bir magma ve ben biçimimi kaybettim. İnanmadan nasıl yaşayabilirim ki, kendime ya da herhangi bir şeye?