“Çok fazla hissetmek” diyarında yaşamak çok acı verici ve “hiçbir şey hissetmiyorum” diyarında yaşadığımızdaysa hayatta değilmişiz gibi hissedebiliyoruz. Bununla ilgili üzücü olan şey -acımızı uyuşturmak amacıyla duygularımızı kesen birçoğumuz için- sadece acıdan daha fazlasını kesiyor ve iyi duyguları da kaybediyoruz. Brené Brown, çalışmasında seçici olarak uyuşamayacağımızı açıkça ifade ediyor. Kötüyü uyuşturmak için aynı zamanda iyiyi de uyuştururuz. Hissetmekten korktuğumuzda, sadece hissettiğimiz acının derinliğini değil, aynı zamanda neşenin yüksekliğini de sınırlıyoruz.
Doğru kıyafete veya “doğru bedene” sahip olmaktan her zaman daha önemli olan şey kendimiz olmak için özgürlüğü ve güveni bulmaktır. Bu, kızlarımıza, kendimize ve çevremizdeki kadınlara verebileceğimiz en iyi hediye. Bir anneyseniz, sizin için herkesin dediğini tam olarak yapmasından daha sinir bozucu ve can sıkıcı olsa bile kendisi için nasıl düşüneceğini bilirse, muhtemelen daha sağlıklı bir kız yetiştireceksiniz. Bunu, onu konuşmaya teşvik ederek ve kendi kendinize konuşarak, duygularınız hakkında üretken bir şekilde konuşarak, özellikle incindiğinizde, aynı şeyi nasıl yapacağını ona örnek göstererek yapabilirsiniz. Kızlar ve kadınlar olarak ne kadar özerkliğe sahip olursak ve kendi kaderimizi tayin edersek, bedensel utanç, kalabalığı takip etme, zayıflığa takıntılı olma ve yeme bozukluğu davranışları gibi şeylerden de o kadar korunmuş oluruz. Zor olsa da özellikle bu sizin için uzun süren bir mücadeleyse, kendinizin daha şefkatli, kabullenici ve özgür bir versiyonu olmaya başlamak için asla geç değildir.
İlişkisel olmak ve bir birey olarak kim olduğumuzu bilmek arasındaki bu dengeyi kurmak, başkalarının olmamızı istediği kişi olduğumuz içim güçlendiğimiz bir dünyada zor. Çoğunlukla olmamızı istedikleri kişi olduğumuzda, bunun harika bir şey olduğu konusunda pekiştiriliriz ve bir süreliğine iyi hissederiz ama bu his etkisini yitirir. Böylece kendimizi yeniden iyi hissetmek adına başkaları için daha fazla şey yapmaya başlarız. Bir süre sonra, bu ilişkilerde artık otantik bir benlik kalmaz ve biz sadece gerçekten kendimiz olduğumuz için değil, başka bir kişinin bizden olmamızı istediği şey olduğumuz için sevilir ve değer veriliriz.