Hafiz Qaraşlı

Eğer miras olarak bunca şeyin içinde Fırtınalar kalıyorsa bana, bilinmeyen Tehlikelerle dolu kayalar üzerinde, Boralarla savaşa katlanmalıysam eğer ben, Yanlışlık bendeydi, savunmacı sözcüklerle Hatalarımın üzerini örtmek istemem; Düştüğüm durumun sorumlusu yine benim Teknemi kayalıklara doğru ben sürükledim.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sessiz, hüzünlenirim şimdi Çünkü ruhun aldattı ruhumu Yüreğin unuttu yüreğimi. Eğer bir gün, uzun yıllardan sonra Karşılaşırsak ikimiz yine Nasıl bakabilirim, nasıl sana? Sessizce ve gözyaşları içinde.
Tanrıların hiç biri elle tutulur varlıklar olmadıklarına göre, icat edilmeleri neden gerekmiştir? Bu sorunun cevabını atalarımıza dönük bir kökende aramamız gerekecek. Bizi işbirlikçi avcılara dönüştürme evrimi geçirmeden önce, bizlerin de diğer maymun türlerinin bugün sahip oldukları toplum biçimine benzer sosyal gruplar içinde yaşamış olmaklığımız gerekir. Bu ortamda her grubun yönetimi tek bir erkeğin hakimiyeti altındadır. Patron, hami odur ve grubun diğer üyelerinin onu yatıştırması gerekir, aksi halde cezalandırılırlar. Lider maymun aynı zamanda topluluğu dış tehlikelerden korumak ve iç çatışmaları çözümlemekle görevlidir. Topluluk üyelerinden her birinin hayatı, lider hayvanın çevresinde biçimlenir. Gücü, ona tanrı benzeri bir nitelik kazandırmıştır. Şimdi daha yakın atalarımıza dönelim. Başarılı bir toplu avlanma faaliyeti için şart olan işbirlikçi tutumun gelişmesiyle li derin otoritesinin ( eğer grup üyelerinin pasif değil, aktif sadakatini devam ettirmek istiyorsa) önemli şekilde kısıtlanması gerekecektir. Onların kendisinden korkması değil, ona yardım etmek istemeleri şart olmuş ve şefin de ((grup üyelerinden biri» olması gerekmiştir. Eski biçim tiran maymun, yerini hoşgörü sahibi, işbirlikçi maymun lidere bırakıyordu böylece. Bu aşama, evrinmekte olan yeni ((karşılıklı yardımlaşma» örgütü için kaçınılmazdı, ancak beraberinde yeni bir sorun getirmekteydi. Topluluğun «1 numaralı üyesi» nin kesin hakimiyeti yerini ((Sınırlı bir hakimiyete bırakacak; sorgusuz sualsiz bir itaat beklemekten vazgeçilecekti. Yeni sosyal sistemin şart koştuğu bu düzen değişikliği, eski sistemde bir boşluk bırakmıştı. Atalarımızdan kalma, grubu denetim altında tutan bir güçlü kişi gereksinimi hala duyuluyordu ve bu boşluğun icat edilen bir tanrıyla doldurulması zorunluluğu çıkmıştı
Sayfa 183·Kitabı okudu
Yavru maymun doğduğunda, anasının postuna sıkıca yapışır ve saatlerce, günlerce öyle kalır. Haftalarca anasının sıcak koynunun koruyuculuğuna sığınır. Sonraları, anasından ilk ayrıldığında, en küçük bir tehlikede hemen geri koşup yeniden sarılır anasına. Kendi kendine fizik teması gerçekleştirmek olanağına sahiptir. Ama bu teması istemese bile (yavru büyüdüğü ve ağırlaştığı zaman) buna engel olmak için hayli çaba harcaması gerekecektir. Anasız bir şempanze yavrusu büyütmüş olan herkes, bunu bilir. Ama, ya biz? Doğduğumuzda öylesine güçsüzüzdür ki, anamıza yapışmayı beceremeyişimiz bir yana, yapabileceğimiz bir şey de yoktur üstelik. Analarımıza yaklaşmamızı sağlayacak mekanik araçlardan yoksun olduğumuzdan, geriye bir tek «ana-kalbini harekete getirecek işaretler kalmaktadır. Analarımızın dikkatini çekmek için çığlık çığlığa bağırmak yeterli olmayacak, dikkati üzerimize çektikten sonra onu orada tutmak için de bir şeyler yapmamız gerekecektir. Şempanze yavrusu da, tıpkı bizim gibi bağırarak çağırır anasını. Ana koşarak gider ve onu kucaklar. Yavru hemen anasına yapışır. İşte tam bu noktada, bizler bu anaya asılmanın karşılığı bir şey, anneyi ödüllendirip onun bizimle kalmasını sağlayacak bir işaret yapmak zorundayızdır. Bu işaret, gülümsemedir.
Sayfa 123·Kitabı okudu
Çocuk, hemen hemen kalp atışı temposunda sallanır ve bu ona ana rahmindeyken duyduğu o ritmik atışları «hatırlatır». İş bununla da bitmez. Ana kalbinin atış temposu, yetişkin hayatımızda da etkisini sürdürür. Beklerken sallanırız. Bir gerilim altında, durduğumuz yerde bir ileri bir geri sallanırız. Bundan sonra, konuşurken sallanan bir konferansçı ile karşılaştığınızda, sallanış hızının normal kalp atışma yakın olup olmadığını kontrol etmeyi unutmayın. Bir dinleyici kitlesi karşısına çıkmaktan duyduğu rahatsızlığı, içinde bulunduğu koşullar imkan verdiği nispette karşılamak için başvuracağı ''müsekkin'', ana rahminde dinlediği bildik tempoya sığınmak olacaktır.
Sayfa 110·Kitabı okudu