Yozlaşmış bir dilin hoşa gittiği yerde, öteki adetlerin de doğru yoldan
ayrılacağı hiç kuşkusuzdur. Nasıl ki şölenlerin görkemi, giysilerin şatafatı hasta bir toplumun belirtisi ise, dilin başıboş düzeninin genelleşmesi sözcüklerin çıktığı ruhların da çöktüğünü gösterir.
Oysa felsefeyi kendine bir deva bulmak için kullanan kişinin ruhu geniştir, güven doludur, erişilmez yüceliktedir; kendisine yaklaştıkça kişiyi daha ulu kılar. Büyük dağlara benzer bu iş: Bu dağlara uzaktan bakılınca dorukları
küçük görünür, ama yaklaştın mı, tepelerinin ne kadar sarp, ulu olduğu meydana çıkar.
biz ışıktan korkmuyoruz, her şeyi kendimiz için karanlıklara çeviriyoruz. Hiçbir şeyi görmüyoruz, ne zararımızı ne faydamızı. Yaşamımız boyunca oradan oraya çarpıyoruz kendimizi, bu yüzden bir yerde duramıyoruz, ihtiyatla basmıyoruz ayağımızı yere. Görüyorsun ya, karanlıklara saldırmak ne çılgınca bir davranış!