BİR DOSTU ÖLÜ GÜTÜRMEK
Boş bulunup gülersen
Bir Ölünü görünce
Ocağa Tütsü atarsın
Pencerene sürme çek
Ölünün Babasıyla
Uzunca bir Rakı iç
Anmadan eski günleri
Bırak biraz Ay doğsun
Dört arkadaş bir olup
Tahta kutu içinde
Ölünüzü götürün
İncirlerin altına
Dönersen ıslık çalarsın
Yol uzun, Su karanlık
Otur bir çardak altına
Bırak biraz Yağmur yağsın
"Susuzluk hangi kadehten ya da güzel elden giderildiğine bakmaz hiç. Hangi bukleli sakinin, hangi pırıl pırıl kadehten sana içki sunduğu senin
için önemliyse, susuzluk değildir o duyduğun."
Çünkü kim bir şeyi elde etmek istediği sürece kendine çok büyük görünen o şeyle yetinir? Kutluluk, haris insanların düşündüğü gibi, yükseklerdedir sanıyorsun. Oysa onu elde eden için önemsizdir ve alçaktadır. Bu yüzden kimseyi doyurmaz, tatmin etmez. Can attığın şeyleri, senden uzakta olduğu için yüce sanıyorsun; oysa onlara erişen kişi için yer seviyesindedirler. O kişi daha yücelere çıkmak istemiyorsa yalancı desinler bana! Senin doruk dediğin şey bir basamaklıktır. Gerçeği bilmemek herkese işkence eder. Söylentilerle şaşırtılıp sözde iyi'lere sürükleniyor insanlar; daha sonra, istediklerini elde edip de çok acı
çekince bakıyorlar ki, bunlar birer kötü, birer boş istek ya da umduklarından daha değersiz şeylermiş. Büyük bir kitle ise uzaktan göz kamaştıran şeylere bayılır; halk önemli, değerli sanılan şeyleri iyi sanır.