Doğru yola dönelim, yeniden kalkınmamız olasıdır. Kalkınalım da, bedenimizi ne kadar kaplasalar da acılara dayanabilelim ve diyelim ki kadere: "Sen burada bir adama kafa tutuyorsun; git yenebileceğin
başka birini bul!
Hoşlandığı şeylerin son gününe kadar hep elinde kalıp kalmayacağından endişe içinde olan ruh felaket dolu, gelecekten hep kuşkulu ve henüz mutsuz olmadan mutsuzdur. Hiçbir zaman bulamayacaktır huzuru; geleceğin bekleyişi içinde, mutlu olabileceği bugününü de yitirecektir.
Dürüstse, bozulmadan kalmışsa ruh, kaderin çarpık yanlarını düzeltir; sert,
dikenli yanlarını, katlanma sanatını kullanarak yumuşatır. İyi günleri minnetle, alçak gönüllülükle; kötü günleri azimle, cesaretle karşılar.
Aslında, en büyük kötülükleri yapmış insanların bile bir iyilik duygusu vardır ruhunda, bilmelisin bunu: Ayıp nedir bilirler ama önem vermezler buna; bütün suçlarını saklarlar, başarı kazansalar bile bunun meyvesinden yararlanırlar ve nereden geldiğini gizli tutarlar. Ne var ki, temiz bir vicdan açığa çıkmak, görülmek ister. Ahlaksızlık karanlıklardan bile korkar.
Her şeyde zevk arıyor insan. Hiçbir kusur kendi sınırları içinde kalmıyor, para hırsına dönüşüyor sefahat. Şerefli kavramı çoktan unutuldu. Fiyatı uygun oldu mu, utanılacak hiçbir şey yok. İnsan için kutsal olan insan, eğlence ve spor için öldürülüyor. Eskiden. bir insana yaralamayı ve yaralanmayı
öğretmek günahtı. Şimdiyse bir adam çırılçıplak, silahsız sürükleniyor herkesin gözü önüne; bir insanın ölümünü seyretmek, yeterince bir gösteri oluyor insanlara.