Engellerini kırmak ve çekip gitmek isteyen insanı hiçbir
şey alıkoyamaz. Doğa bizi duvarları olmayan bir hapiste tutar.
İnsanlar da, zorunlu koşulları elverdiği sürece, uygun bir
son, bir çıkış yolu için etrafını kollamalıdır. Uygulayabileceği
birçok olanağı elinin altında bulunan kişi, seçimini yapmalı, hangi yoldan en iyi şekilde kurtulacaksa onu göz önüne almalıdır. Olanaksızlık içindeyse eğer, en önde gelen fırsatı en iyisi olarak değerlendirmelidir; yepyeni, duyulmamış, bilinmemiş bir şey de olsa! Cesareti kırılmayan kişi, ölüm için çıkar yolu bulacaktır kendine. Görüyorsun, köleler ne kadar
güç durumda! Acının kırbacını yiyince uyanıyorlar, en dikkatli gözcülerini bile yanıltıyorlar; ölümü kendine bir buyruk gibi vermekle yetinmeyip ölüm yolunu da bulan insan, işte o insan büyük bir insandır!
Hayata bir tek giriş yolu, ama çeşit çeşit çıkış yolları verilmiştir. Ben, işkencelerin arasından sıyrılmak, felaketleri yarıp geçmek elimdeyken, ya hastalığın ya da insanların vahşetini mi bekleyeyim? Hayatta yakınamayacağımız bir tek şey var: Kimseyi tutmaz hayat. Herkes
yalnız kendi hatası yüzünden mutsuz olursa, insanlık iyi bir
durumda demektir. Hoşuna mı gidiyor yaşamak? Yaşa! Yok,
gitmiyorsa, geldiğin yere gitmek senin elinde!
Kilit, hırsızın hırsını uyandırır. Açık olan her şey değersiz sayılır. Kilitleri kıran hırsız, açık kapıların önünden başını çevirmeden geçer gider. Halkın adeti böyledir, her cahilin de öyle: Gizli, kapalı yerlere saldırmayı sever.
İyisi mi inzivasıyla övünmemeli insan. Çok gizli bir hayat
yaşamak, insanların gözlerinden uzak kalmak övünmenin bir
türüdür zaten;
Demetrius sakin ve kaderin hiçbir tokadını yememiş bir yaşam için "ölü deniz" derdi. Seni iğneleyerek uyandıracak hiçbir şeyin olmaması, ruhunun sağlamlığını deneyebileceğin hiçbir uyarının, hiçbir aksaklığın olmaması,
hiç hırpalanmadan huzur içinde yatman sakin yaşam sürmek
değil, düpedüz uyuşukluktur!