Çok düşünülmüş bir kurgusu yok, romantik komedi tadında, okuması kolay, akıcı, yer yer düşüncelere daldıran tatlı bir kitap. Başrolün aşk hayatını anlatıyor. Keyifli zaman geçirmemi sağladı.
Kitap titiz arkadaşı Oskar'ın evine göz kulak olmaya gelen kahramanımızı anlatıyor. Eve gelir gelmez Oskarın elbette tembihleyeceği çok şey var. Piyanoyla oynama, bardak altlığı kullan, kahveyi bitirirsen yerine yenisini koy, kedileri akşam dışarı çıkar ve en önemlisi SAKIN YERE BİR ŞEY DÖKME.
Başlarda sıkıcı gelen bir kitaptı ancak sonra yavaşça içine çekmeye başladı. Öyleki beyaz ahşap yer döşemelerine bir şey olacak diye kahramandan fazla endişelenmeye başladım. Birisi yaralandığında onun sağlık durumuyla ilgilenmelisiniz değil mi? Ben ahşap yer döşemelerine kan damlayacak diye düşünmeye başlamıştım. Benim bile olmayan hayali yer döşemelerini bu kadar benimsediğimi fark ettiğim an yazarın iyi bir iş çıkardığına ikna oldum.
Arada bir kahramanın ve Oskarın ortak geçmişinden sahneler gördük. Oskarın sevilmeyen biri olduğunu kabullenmesi ve bunun hakkında söyledikleri, ezilmeyen birine dönüşmesi onu daha çok sevmeme ve tanımak istememe neden oldu.
Finalde açıklığa kavuşmayan çok ufak bir detay vardı. Ancak bunun sebebinin de başkahramanın bizim okuduğumuz kişi değil de Oskar olduğunu vurgulamak için olduğunu düşünüyorum.
Kahramanın yaptığı saçmalıklar sizi romanın ortasından sonlarına doğru boğuyor. Fasfakir kahramanımızın eline sürekli bir miktar para geçiyor ve onu ne şekilde çar çür edip de yine sefalete düştüğünü görüp duruyosunuz. Bana öyle geliyor ki artık açlık açım yemek yemedim midem bulanıyor param kalmadı eşyalarımı satayım kelimeleri fazlalıklarıyla başımı döndürdü. Eğer alıntıladığım günahkar kız metaforu üzerinden bir final olsaydı kesinlikle daha etkileyici bir kitap olurdu. Okurken çokça sıkıldım ama buna rağmen beklediğimden daha çabuk bitirdim.
AçlıkKnut Hamsun · Girdap Kitap · 202435,7bin okunma