Her ne kadar güzel anılar sunmuş olsa da, yaşamın ona çoğunlukla zalim davrandığını biliyordu. Ama son yirmi adımı yürürken, keşke biraz daha uzasaydı, diye düşünmekten kendini alamadı.
Yeni bir gülüşü vardı; Azize'nin. Tam bir gülüş de sayılmazdı, daha çok, sözlerini noktalamak için başvurduğu, gergin bir tik gibiydi; ya da, Leyla'nın kuşkulandığı gibi, rahatlatma, güven verme amacıyla yapılan bir vurgu.
Ona el sallayan Celil'i görüyordu; taştan taşa sekerek ırmağı geçiyor, cepleri getirdiği armağanlarla tıka basa dolu. Meryem, Allah'tan onunla daha çok vakit geçirme izni koparmak için soluğunu tutuyor, saniyeleri sayıyor.