Parla, bir market gezimde fiyatını uygun bulup sepetime attığım sonrada şans vermek için uzun zaman beklediğim bir kitaptı. Ahh ne kadar da geç kalmışım... Şuan bu yazarın adını nerede görsem koşarak satın alırım kitabını. Aşk romanları okumayı oldum olası sevmedim fakat bu kitap öyle tasvirlerde bulunuyor ki sevmemek imkansız. Her cümle altı çizilesi her bölüm şaşılası. Su gibi akan sizi dünyadan koparacak bir kitap arıyorsanız doğru yerdesiniz. Kitapta aynı başkahramanın yaşadığı farklı zamanlarda iki ana şahitlik ediyorsunuz. İkisi arasında bağlantıyı ise sabırlı olun ancak son bölümde kurabileceksiniz. Vakit ayırmaya değer bir kitaptı.
Sürükleyici ve okudukça merak uyandırıcı bir kitap. Okudukça olaylara farkli acıdan bakmayı sağlıyor sizlere. Ancak sonu bekledigim kadar bağlayıcı bitmedi. Net olarak açıklanmamış. Onun dışında sonuna gelene kadar elinizden bırakmak istemeyeceğiniz bir kitap olmuş.
Parla...
Daha piyasaya çıkmadan merakla beklediğim, beklentimin fazlasıyla yüksek olduğu bir kitaptı kendisi...
Peki beklentimi karşıladı mı? Şoklar içinde hem de ...
Kadınlardan korkuyordum, bu kitap ile daha fazla korkmaya başladım, çünkü gerçekten kadınların intikamları insanı kahredecek kadar acı verebiliyor.
Kitaptaki karakter Güney her ne kadar bunu hakketmiş olsa bile üzüldüm diyebilirim. Çünkü böyle bir intikamı ancak bir kadın alabilir. Bu yüzden önce kendinize sonra da kadınlara yanlış yaparken en azından bir kere düşününüz...
Başından sonuna dek tahmin edemeyeceğim olayların içinde kendimi buldum . Bu arada en önemlisi de kitabın sonunda bir tokat yiyorsunuz .. Şiddetle tavsiye ediyorum .
...Kadın intikam almaz, erkeğin kendi kendini cezalandırılmasını sağlar...
"Sen,"dedi, "bir balina var, ona benziyorsun.."
Bak hele! Onun hakkında ipe dizdiğim onca güzel şeyi duymuş da ona karşılık beni tuta tuta bir balinaya benzetmiş gibi gücendim birden. Bunu yüzümden okudu.
Kötü bir şey değil" dedi, “ama çok acıklı.”
"Bu çelimsiz hâlimle bir balinaya mı benziyorum yani? Diye sordum imalı.
Sonra o balinayı anlattı bana. Erkek bakinalar şarkı söyleyerek eş ararlarmış. Bunu da tüm dişi balinaların duyma eşiği olan 12-25 Hertz aralığında yaparlarmış. Ancak seksenlerin ortasında bir erkek balinaya rastlamış denizbilimciler. Bu erkek balinanın şarkısını 52 Hertz gücünde söylemesi dikkatlerini çekmiş ve izlemeye almışlar.
"Yazık, değil mi?"dedi, "Daha gür söylerse daha çok duyulur sanıyor."
Hâliyle hiçbir dişi balina bu şarkıyı duyamıyormuş. Yaklaşık otuz üç yıldır-tesadüfe bak- bu erkek balina, şarkısını söylemeyi, şu an bile sürdürüyormuş. Ona 'dünyanın en yalnız balinası' adını vermişler bu yüzden.
"Demek beni ona benzettin?"
"Evet, senin de bir şarkın var kimsenin duymadığı... Ama,"dedi, " ben duydum işte."
kardeşim kitabın akıcı olduğunu ama sonunda bir şey anlamadığını söyleyince bende bir okuyayım ortak yorumlarız dedim sonra okumaya başladım amacım kötü eleştiri yapmak değil ama okuduğum diğer kitaplar gibi değil maalesef.bir şey katmadı.okumuş olmak için okudum gibi hissettirdi.sonu ise hiç tatmin edici değildi,benim için.ama bizim gibi kitabı almış ve boş zamanınız varsa kafa dağıtmak için vakit ayırıp kısa süre içerisinde okuyabilirsiniz.
Parla dün bitirdim ve kafayı takmış durumdayım.Olay örgüsü beynimi kemirmekte bu saatte
Tunç İlkman her zaman kitabın sonunda benim çivi gibi çakılıp kalmama neden oluyor. Ama kalemi o kadar mükemmel ki bu kitabı bir insan mı yazdı da şaşıyorum doğrusu :)
Parla;
Kitabı bitireli 4-5 saat oldu ama ben biraz sindirmeyi bekledim. öyle ki hemen üzerine yorum yapılamayacak kadar farklı ve anlamlandıramadığım bir sonla bitti. Çok akıcı bir üslup hakim ve yazarın kullandığı kelimelerin seçerek özenerek kullanılmış olduğu belli. Buda kaliteli bir okuma sunuyor okuyucuya. Erkek karakterden nefret ettiğimi söylemeden geçemeyeceğim fakat buna rağmen kurgu o kadar iyi işlenmişti ki bunu bir kenara bıraktırıyor size. Okunmasını öneririm ve keyifli okumalar dilerim..
Kitap bittiğinde yazar karşımdaymış gibi düşünürek kendisine şu soruları yönelttim. Güney şizofren mi? Yoksa iki kadınla olan ilişkisini karma yapıpta mı anlatmış. Kafam karıştı
Kitap, sorgu odasında polisler tarafından Güney'e sorulan "Parla'yı neden öldürdün?" sorusuyla başlar. Güney ile Parla hikayesine daha sonradan Güney'in en yakın arkadaşı Sümer ve Luna da dahil olur.
İlkman'dan Herkesleşme'yi de okumuştum ve keşke daha fazla okunsa dediğim bir yazar kendisi. Yazım tarzı başta biraz farklı gelebilir ama sonradan alışıyorsunuz. Hem kalın olmamasıyla hem de dilinin akıcılığıyla okuması kısa süren ama etkisi hemen geçmeyen bir kitaptı Parla benim için. Son bölüme kadar kafamda birkaç soru hâlâ çözülmemişti ve son cümleleri okuduğumda aklım daha da karışmıştı. Bir süre neler olduğunu tam anlayamadığımı hatırlıyorum, bazı yorumları okuduğumda da aynı şeyleri söyleyenler olduğunu görmüştüm. Sonunu beğenenler ve beğenmeyenler olarak ayrılmıştı yorumlar, ben kesinlikle beğenenlerdenim. Fazla detaya girersem ipucu olabilir, bu nedenle bence siz de yazarı daha önce okumadıysanız bir şans vermelisiniz.
Mimarlık okudum ama mesleğim beni mutlu etmediği için yapmıyorum. Reklamcılıktan, işletmeciliğe bir çok disiplinde yer aldım ama hiçbiri uzun soluklu
olmadı.