"Hikmet," demişti Tapduk Sultan'ım bir sohbetinde, "eşyanın hakikatlerini bilip gereği ile iş yapmaktır. Ve yüce Allah'ı ilimlerin en büyüğü olan ilm-i ilâhî ile bilmektir. Bir kimse bütün yaratılmışları bilse ama Hakk'ı bilmese ona hakîm denilmez. Bunun için Allah'ı bilen, Allah ile bilen, Allah'ta bilen, Allah'tan bilen hikmet sahipleri her ne kadar ilimden mahrum ve dili dönmez, ifadesi kusurlu olsa, yine hakikatte hakîm ismini almaya layıktır. Hikmet, gayb lisanını cözenlere, gönül hecesini okuyanlara açılır. Gayb dili öyle sofralar açar ki ondan niceler nasiplenir, doyarlar"
Pişmanlık kadar insana yakışan bir hal tanımadım ben Molla Kasım. Düşün ki ateşe atılmış yanıyorsun, ama her yanış bir kere daha temizliyor seni. Tam öyle bir zaman... Düşünsene; bir kapıya ikinci defa gitmek... Kaçtığın, terk ettiğin yere geri dönmek... Elveda demediğine dönüp merhaba demek... Çok zordur, çook...
Tapduk Sultan'ım "Bilmem!" zikrini birer yıl arayla "Allah" ardından "Hu", sonra "Hak!" ve nihayet "Hayy" ile değiştirdi. Bu sıralamayı nefsimi tezkiye için yaptığını biliyordum. Lakin hâlâ "Bilmem!" demenin ağırlığını taşıyorum. Çünkü "Bilmem" deyip dururken pek çok şeyi merak etmek ve bilmeye çalışmak, sanki ruhumu kıskaca almış gibi yıllarca beni takip etti. Bilmem deyip unutmak ile bilip bilmezlenmek arasında bir sınavda gibi. Bilmenin en son kertesi olarak, bilgiyi inkâr etmek istediğim zamanlar bile oldu. Çelebilerle çıktığım yolculuk, bu yolda bana çok şey öğretti. İlim adına ve irfan adına da; akıl adına ve gönül adına da çok şey. İlim ve irfan sanki iğne olup ruhuma ilmek ilmek düğümler attı. İlim ilim ilmek oldu, eşyayı ve âlemi bana gösterdi. Lakin "Bilmem!" zikri bütün bunu inkâr ile hâlâ gözlerimi nefsime, kendime, içime çevirmemi gerektiriyor. Her öğrendiğim şeyden sonra "İlim kendini bilmektir!" cümlesini gönlüme telkin edip durmaya başladım. Bu yolculukta bir karar aldım, artık çevremde olup bitenleri buna göre okumaya çalışacak, bütün evreni, kendimi bilme yolunda bir kitap sayacağım. Öyle ya, kişi kendini bilmezse ya nice okumaktır?