Elini güneşe siper etmiş tütün satan adamların mesaisine yalvarması gibi güne bitsin diye dilekçe yazıyorum.İnsan, içine sığmadığı bir şehrin neresinde olur ki? Ne zaman bir soğuk, Balkanlar’dan gelse, aklıma apartman önlerini temizleyen kapıcılar düştü. Rüzgâr, ne zaman oynak esse tek başına kalmış servilere “geçmiş olsun” ziyaretine gittim. Bir işçi, hakkını alamayınca sendika kurup başına geçen de bendim. Belki fark etmişsinizdir; oysa düşünmek olmasa ne kadar mutlu olacaktım dünyada...