Bir cinsiz, tesadüfler sonucu gelişmiş bir cins. Dolayısıyla fazlasıyla cesur ve fazlasıyla korkağız, çocuklar kadar iyi kalpli ve acımasızız. Fazlasıyla arkadaş canlısıyız, ama aynı zamanda yabancılardan korkarız. Hem böbürleniriz hem etki altında kalırız. Hem aşırı duygusal hem gerçekçiyiz. Dünyevi ve maddiyatçıyız...
"Biz şiddete eğilimli bir milletiz Cal. Kendimi dahil etmem sana tuhaf geliyor mu? Hepimizin huzursuz, sinirli insanların, suçluların, münakaşacı, kavgacı, ama ayrı zamanda cesur, bağımsız ve cömert insanların torunları olduğumuz belki de doğrudur. Atalarımız öyle insanlar olmasalar, öteki dünyada dişleriyle tırnaklarıyla işledikleri küçük tarlalarında kalır, açlıktan ölürlerdi."
Hikâyemiz tek bir hikâye. Bütün romanlar, bütün şiirler, içimizdeki hiç bitmeyen iyi-kötü çekişmesi temeli üzerine kuruludur. Ayrıca bana öyle geliyor ki, kötülük hiç durmadan yeniden canlanıyor, oysa iyilik, erdem ölümsüzdür. Kötülüğün hep yeni, taptaze bir çehresi vardır, oysa erdem dünyadaki her şeyden köklü ve saygındır.
İnsanoğlu hayatında, düşüncesinde, açlığında ve hırsında, cimriliğinde ve zalimliğinde ve aynı zamanda iyi kalpliliğinde ve cömertliğinde bir iyilik-kötülük ağıyla kıskıvrak sarılmıştır. Bence tek hikâyemiz budur ve aynı hikâye bütün duygu ve akıl düzeylerinde tekrarlanır.