Mutluluk arayışı içine girmeyin. Onu ararsanız, bulamazsınız çünkü arayış mutluluğun antitezidir. Mutluluk hep kaçar, ama içinde bulunduğunuz durumu kabul edip, hikayeler üretmekten vazgeçerseniz, mutsuzluktan kurtulmayı şu anda bile başarabilirsiniz.
Kim olduğunuzu bilmek zorunda veya ihtiyacında olduğunuza dair inanışınızı bir kenara atarsanız, zihin karışıklığınıza ne olur, biliyor musunuz? Bu karışıklık aniden ortadan kaybolur. Kim olduğunuzu bilmediğinizi kesin olarak kabul ettiğiniz takdirde, bir huzur ve berraklık içine girersiniz. Bu durum aslında sizin gerçek kimliğinize, herhangi bir düşüncenin olabileceğinden çok daha fazla yakındır, çünkü bilin ki kimliğinizi bir düşünce ile tanımladığınızda, aslında kendinizi sınırlamış oluyorsunuz.
Dünyayı sözcüklerle ve etiketlerle doldurmazsanız, uzun zaman önce insanların düşünceyi kullanmak yerine, onun esiri oldukları vakit kaybettikleri mucizevi bir duygu hayatınıza geri döner. Hayatınız bir derinlik kazanır. Her şeye bir yenilik ve tazelik gelir. En büyük mucize ise, tüm sözcükleri, düşünceleri, zihinsel etiketleri ve imgeleri aşarak öz benliğinizi deneyimleyebilmenizdir. Bunun gerçekleşmesi için "ben"i, yani Var'lık duygunuzu bulaştığı her şeyden, yani özdeşleştiği tüm şeylerden kurtarmanız gerekir.