Senin adında bir yolcu olmasa bile o istasyonda seni bekleyecek kadar çok seviyorum seni
Seni, senin güzel bir cümlen olmasa bile o dilinden dökülecek bana lutfedilmiş bir kelime için sesini duyabilecek bir yer uzaklığı kadar çok seviyorum.
Bende yara bitmez. Seni, yaramı saramayacağını bilmeme ilave ile senden yara alacak kadar çok seviyorum.
Seni, senin bu şiiri okuyamayacağın ihtimalini ve okusan bile sana yazıldığı gerçeğini kabul fitrenden geçirmeyeceğinin bende bırakacağı o derin hüznü şiiri yazmadan bilecek kadar çok seviyorum.
Seni çok seviyorum. Seni, benim seni sevmemin ötesinde çok seviyorum. Seni, seni sevmenin bana verdiği o tarifsiz acıyı sevecek kadar çok seviyorum.
Senden yana bir beklentim yok ki... Ben seni, senin benim seni sevdiğime olan haberdarlığından değil, haberdarlığının kalbin ile kalbim arasında bir ölümcül köprü olduğunun düşüncesine sahip olacak kadar çok seviyorum.
Evet seni çok seviyorum
Evet seni çok seviyorum
Evet seni çok seviyorum
Hayır değil, hayır ne mümkün?
Evet seni çok seviyorum.
Ne hikmetse her şey yaşarken yani sizin nazarınızda...
Her şey yaşarken...
Nefret ve öfke yaşarken...
Ölüm yaşarken...
Ruhum bir Zweig kitabından firar etmiş kahraman gibi korkak, budala ve mecbur.
Dokunaklı bir ölüm töreninde aynada tabutumu gördüm.
Lafın özü her şey yaşarken ben ölümü...
Ölüm bile yaşarken...
İnce cam kesikleriyle cebelleşiyorum
Yaram açılıyor, ben yanıyorum
Bir dümen gibi dönüyor başımdaki her bulut
Bulutlar dağılıyor, ben dönüyorum.
Yandı ellerimde ne varsa; hatıra de, kitap de...
Bir dilsizin figanıyla sözcüklere susuyorum
Boğazım bir tören sonrası hülyalar kuruyor şimdi dilimde
Dilim konuşuyor, ben susuyorum.
Söndü ateş, harlamaz bu küller
Kırlardan geçiyorum, ellerimde menekşe güller
Düş yangınından uyanamadım, uyuyorum
Hayallerim dört nala, ben duruyorum.
Azaldı içimde sevgi seli
Sevgisiz insanları anlamadım, anlayamıyorum
Ahıma yüklediğim bu soğuk bakışta
Ahım savaşıyor, ben barışıyorum.
Yoksa ben de mi takacaktım başıma kırları
Elli düvel gençleşir, ben yaşlanıyorum
Kırlangıçlar da döndü sözünden, gelmedi kır ayları
Aşıklar bekliyor, ben ölüyorum.